• anladigim kadariyla schumpeter ile ilgili soyle bir de yanlis anlama var. schumpeter'in sosyalist ya da marxist oldugu zannediliyor... schumpeter marxist ise olsa olsa burjuva marxist'idir... zaten kendisi icin burjuvanin marxi da denir... cunku burjuva sinifi icin yazar, ve bu nedenle marxist degildir... ama yaptigi analiz marxist bir analizdir. kapitalizmin cokecegine inanir, ve "buna inanmak icin sosyalist olmak gerekmez" der... yani marx dunya proleteryasini "kapitalizmi yikacak katastrofa" hazirlar ve devrim mujdelerken, schumpeter sevgili burjuva kardeslerine "dikkatli olalim, hazir olalim, kapitalizm cokecek!" mesajini verir...

    yanliz marx'in ve schumpeter'in kapitalizm'in cokecegi inanci tamamen farkli sebeplerdendir... marx kapitalizmin kendi krizlerini yarattigi ve ekonomik olarak zaten dayanamayacagini soylerken, schumpeter kapitalizmin ekonomik olarak son derece guclu oldugunu anlatir bizlere... schumpeter'in kapitalism, sosyalizm ve demokrasi adli eserini okursaniz ikinci bolumunde kapitalizmin ne kadar guclu tasvir edildigini gorursunuz... kapitalizmi ayakta tutan sey, schumpeter'e gore, yapici yikimlardir yani (bkz: creative destruction). evet, der schumpeter, kapitalist kar marjlari durmadan dusmektedir ama zeki girisimciler (weber'in karizmatik liderleri gibi) yaptiklari buluslar, yeniliklerle, eski uretim sistemlerini, urunleri yikmakta, yerine yeni kar marjlari koymaktadir...

    bunu gunluk hayatimizda gormek zor degildir zaten... yeni olusmus bir bilgisayar piyasasi, onun yeni urunleri, sonra ne bileyim cikan laqtop'lar, sonra i-pod'lar, bilgisayar sistemlerinin otomobil sektorune, is alanlarina yayilmasi, durmadan kendisini guncelleyen software'ler... windows 95'in cikmasi windows 3.1'i yikmis ve yeni bir kar marji yaramisken, win98' win95'i, 2000 98'i; xp teknolojisi digerlerini yikmistir vesaire... sadece urun olarak degil tabii ki, ayni zamanda daha kolay uretim sistemleri, ucuz uretim sistemleri (ne bileyim cok uluslu sirketler sayesinde somurulecek daha ucuz iscilerin bulunmasi vesaire)... bunun gibi binbir yikim ile kapitalizm ayakta durmaya calismaktadir, ve marx'in soylediginin aksine bu yaratici yikimlar sayesinde kapitalizm gucludur...

    amaaa, kapitalizm ekonomik nedenlerden degil tamamen sosyal nedenlerle cokecektir, schumpeter'e gore... o yuzden schumpeter kendisini bir sosyal bilimci olarak gorur... bu noktada marx'tan cok webercidir... weberin kavramsal araclarini kullanarak marxist bir analiz yapmayi basarir... der ki, "kapitalizmin nihai cokusu onun buyuk ekonomik basarisindandir" der...

    sosyal olarak kapitalizmi olusturan "rasyonelligin", insanlari kapitalizme dusman ettigini savunur... yani rasyonellik sadece yaratici yikim icin gerekli bilgiyi saglamiyor, ama ayni zamanda insanlar guc iliskilerini, mulkiyeti vesaire yavas yavas sorgulamaya basliyor... derler ki, josef schumpeter, harvardda ders anlatirken, ogrencilerine "kapitalizm neden cokecek biliyor musunuz? cunku sizin gibi burjuva ailelerinin cocuklari iste boyle benden dersler aliyorlar, ve kapitalizmin neden cokecegini arastirmaya basliyorlar da ondan" demistir... haksiz da sayilmaz sweezy schumpeter'in ogrencisidir ne de olsa...

    sadece bu da degil, kapitalizmin ekonomik basarisinin kapitalizmi ayakta tutan temel yapilarini bir bir yiktigini iddia eder schumpeter... kapitalist ekonomik gruplarin grup bilincini kaybettiklerini, kendilerine yabancilastigini (yine marxin ters bir okunusudur bu da) soyler... kapitalist aile yapisinin nasil dagildigini anlatir...

    en cok da entellektuellere kizar schumpeter... cunku entellektueller, aslinda bir bakima issiz kalmis (ve emek gucuyle calisamayacak kadar kulturel sermayesi olan) gruplardir... bunlar sonra giderler, isci hareketlerine yol gosterirler, liderlik ederler, onlara "sinif bilincini" verirler; ancak bunlarin cogu da (1) burjuva cocuklaridir, (2) kapitalist egitim sisteminin basarisinin meyveleridir...

    bunun gibi 1001 nedenle, schumpeter kapitalizmin cokecegine inanir... ama korkmayin der mulkiyet sahiplerine... sosyalizm o kadar da kotu bir sey degildir... tabi garip bir sosyalizmdir, schumpeter'in sosyalizmi... serbest piyasa sosyalizmidir... kamu sirketlerinin ozel sirketlermiscesine calisabildigi, mulkiyete cok fazla karismayan bir sosyalizmdir... bu da demokrasi'yle celismeyen bir sosyalizmdir...

    demokrasi demisken, siyaset bilimcileri icin schumpeter'in en onemli tanimi demokrasi tanimidir... schumpeter'in demokrasisi bugun kullandigimiz modern demokrasi tanimidir...

    iste, schumpeter'i marxist diye tanitmadan once, bu arkaplan dahilinde okumamiz gerekir... ancak marxist olmasa da, bircok marxist'e yol gostermis (bkz: david harvey), ve sosyalistlerin tezlerini savunurken bir burjuva dehasindan daha yararlanmalarina sebebiyet vermistir... iyi de olmustur... severiz...
  • evrimsel ekonominin babasıdır. ne kadar econometric societynin kurucu başkanı olsa da, matematikçi değildir ve ekonomiyide sosyal bir perspektiften inceler. turgotun (bkz: anne robert jacques turgot) ekonomik tarihe yaptığı katkıların adam smithten daha fazla olduğunu iddia eder. keynesde dahil, tüm mainstream ekonomistçileri (özellikle david ricardoyu) ekonomiyi sadece birkaç değişken ile çalışmaktan dolayı eleştirir. ve bunun bir bilim değil, sadece beyin jimlastiği olduğunu iddia eder.

    schumpeter ekonomik tarihin buluşların, yıkışların, döngülerin birer ürünü olduğunu iddia eder. teorisinin nikolai kondratievi desteklemesi, ve bu teori ve empirik datanın evliliğinden ortaya çıkan şema, neo-marxistlerin hala kullandığı bir metodolojiyi oluşturmuştur. (bkz: world systems teory) (bkz: dünya sistemleri teorisi)

    schumpeter markist analizleri sıkça kullanır. sosyalizme marksist olmayan sebeplerden dolayı inanır. onun yaratıcı yıkım (bkz: creative destruction) tezi, kapitalizmin korporatist bir yapı haline geleceğini ve katılaşacağını, bellir bir süre sonra kar edebilmek için bu yapı ile devletin sosyalist bir düzen içerisinde tekrar uzlaşacağını iddia eder. yani sosyalizm de hegemonyanın bir parçası olacaktır.
  • olağandışı karmaşık bir dünyada yaşadığımızın farkında olduğum için spekülatif tezler bana pratiğin mantığından fazla uzak gelir hep, bu yüzden meşhur metnindeki* pek çok tezini ciddiye almam. zaten birine topyekün secde etmeye, veya onu hepten mirastan men etmeye meyilli hiçbir anlayışa aşina değilim. ancak kulağa küpe olması gereken çok önemli bir tespiti vardır bu avusturyalı dehanın. schumpeter'e göre en büyük suç, 'kapitalizmin' ortadan kalkışıyla sorunların hepten çözüleceğine olan nâif inancın entelektüeller eliyle yaratılmasındadır. halbuki faydaları ve zararlarıyla değerlendirildiğinde içinde yaşadığımız ticari toplum ne kötülüklerin babası, ne de bir altın çağdır. pek çok entelektüel bir karşı konsensus kurarak sembolik sermaye kazanırlar bu zıtlaşma üzerinden, eşitsizlik de pek öyle samimi dertlendikleri bir şey değildir. ancak içinde yaşadığımız dünya bu kadar basite indirgenmeyi hak etmiyor.

    peki dünyaya soldan bakanlar ne yapmalı?, şu an olduklarını sandıklarından çok daha yaratıcı olmalılar. buna benzer takdire şayan bir yorumu marxism 2009 konferansında david harvey de yapmıştı. önceki konuşmacılar olan alex callinicos ve slavoj zizek'in sınırda sancakla devrim tatbikatı yaptırtacak devrim romantizmleriyle inceden maytap geçtikten sonra, "marksistler olarak daha yaratıcı olmalıyız," demişti. örneğin tarihteki ilk modern endüstri ürünleri oldukları savunulan* saatlerin icadıyla beraber inşa edilmiş modern zaman kavramıyla ne yapacaksınız?. gelir dağılımındaki eşitlik ve kaynaklara erişim, her gün değişen ihtiyaçlara yanıt üretme konusunda sovyetler'in ötesine geçen hangi fikirleriniz var?. hatta harvey hafiften espri de yapmıştı: "devrim oldu diyelim, nükleer santralleri ne yapacaksınız?, bunlardan birinin başına anarko-komünist birinin getirilmesini ben istemem doğrusu." dünyadaki kaynaklar sınırlı; refah devleti mahalle kavgasında başına sopa yiye yiye komaya sokuldu; içinde yaşadığımız dünyadaki iklimi süheyl ve behzat uygur skeçlerine çevirmiş haldeyiz... bunları kof bir romantizm ile aşamazsınız.

    bizim ülkedeki althussercilerin halen yarım asır geçmiş genç marks-yaşlı marks tartışması yaptığı, teorik safâ meclislerinde teorinin teorisinin teorisiyle uğraştığı bir dünyada örneğin paul krugman, gelir dağılımı eşitsizliği üzerine the conscience of a liberal'ı yazıyor; joseph stiglitz yine aynı bahis üzerine the price of inequality eserini kaleme alıyor ve pratik çözümler arıyor. bunlar liberal kanattan eşitsizliği empirik verilerle inceleme çabaları. sol jargon ise entelektüel alemde diriltecek yeni babalar arayışında; ya "spinoza'ya geri dönmeliyiz," der, ya "proudhon'u yeniden okumak gerek" vaazında bulunur, seksi cümleleriyle bir bakıma entelektüel mastürbasyon yapar. ancak siz dünyada olan bitenlere mevcut repertuarınız ile bir çimdik dahi atamıyor haldeyseniz çok ciddi bir sorun var demektir. bunu izolasyoncu ulus devletler yapmayacak, sağ popülizmin ise dikkatinde bile değil (o zaten dünyayı kazanımlarından men etmekle meşgul.) bunu hiç katkı maddesi içermeyen, kendinden ibaret düşüncelerle de yapmak mümkün görülmüyor.
  • eugen von böhm-bawerk’in ogrencisi olmasina ragmen pek de avusturya okulu’ndan sayilamayacak iktisatci.

    yarim kalmis “history of economic analysis” adli eserindeki onermeleri ilginctir:

    -“en iyi iktisat neoklasik iktisattir.”
    -“walras neoklasik iktisatta bir zirvedir.”

    bu alintilar da gosterir ki kendisi az ya da cok neoklasik iktisat okuluna dahildir. hocasi eugen von böhm-bawerk’i “burjuva marx” olarak tanimlasa da george catephores’in asagidaki makalesinde elestirdigi gibi -kanimca da hakli olarak- asil kendisi “burjuva marx” olarak tanimlanabilir.

    “the imperious austrian: schumpeter as bourgeois marxist”, new left review, no.205, may/june 1994, pp.3-30.

    1942 tarihli capitalism, socialism, and democracy adli unlu kitabinda kapitalizmin er ya da gec sosyalizmle son bulacagini ancak bunun marxistlerin dedigi gibi kapitalizmin kendi basarizligi nedeniyle degil aksine kapitalizmin basarili bir donusumun sonucunda olacagini iddia eder.

    bir zaman avusturya maliye bakanligi da yapmistir. aslen yukarida benim de dahil oldugum yakistirmadan pek de hazetmeyecegini dusunmekteyim. cunku ona gore yonetici sinif soylulardan ve aristokratlardan olusmalidir, burjuvazinin yonetim anlayisi uretim surecinde ise yarar. burjuvaziyi pek sevmez; ama, girisimciye fazlasiyla onem verir. 1911 tarihli “the theory of economic development: an inquiry into profits, capital, credit, interest and the business cycle”da belirttigi gibi girisimci kittir ve bu nedenle de kari hak ediyordur. rekabet, daima yeni uretim yollari, orgutlenme bicimleri ve icatlar getirdiginden schumpeterce ovulur. schumpeter’in rekabet anlayisi neoklasiklerde kimi noktalarda ayrilir. ornegin neoklasikler rekabeti tam rekabette (bkz: perfect competition) oldugu gibi statik bir karakterde varsayarken schumpeter, rekabetin daima dinamik oldugunu savunur. onun unlu creative destruction teorisinin cikis noktasi da aslinda bu analitik ayrimdir.

    benim fikrim creative destruction fikrinin ilk olarak schumpeter’de ortaya cikmadigi yonundedir. bana kalirsa adam smith kitaplarinda isbolumunden bahsettigi bolumlerde uretkenligi artiran teknolojik icatlari (bkz: innovation) ima etmistir. bu acidan rekabetin dinamik karakter gosterdigi uc dusunur vardir iktisadi analiz tarihi’nde: karl marx, adam smith ve joseph shumpeter.

    schumpeter’in bahse degecegini dusundugum bir diger dusuncesi buyuk sirketlerdeki arastirma & gelistirme birimlerinin zamanla buyumesi sonucunda artan burokrasinin bu sirketlerde dinamizm kaybina neden olacagidir.
    yukarida bahsettigim kapitalizm->sosyalizm donusumunun ana cikis noktasi bu iki savdir. ancak kanimca schumpeter iki noktayi gozonune almamistir:

    - fordizmden postfordist uretim tarzina donus ve esnek uretim
    - gelisen bilisim teknolojisi

    sonuc olarak, evrimsel iktisatci sayilmasi daha akla yakin gozuken, iktisat tarihinin cok onemli figurlerinden biridir schumpeter.

    not: yasaminda 3 seyi basarmak istedigi dile getirmistir: “iyi bir asik, iyi bir binici ve iyi bir ekonomist olmak.” yasaminin son donemlerinde ise yasami boyunca iki seyi basardigini, bunlardan birinin iyi bir ekonomist olmasi oldugunu belirtmistir. ancak ikinci basarisi ya da baska bir deyisle ask hayati ya da binicilik yasamina iliskin benim pek de bilgim yoktur acikcasi.
  • soğuk savaş koşullarında demokrasinin minimalist tanımını kabul eden ünlü düşünür. demokrasiyi bir idealden ziyade yöntem olarak değerlendirir. demokrasi özgürlük, insan hakları vs. bir çok idealin yanında siyasal liderliğin meşruiyetini belirleyen (halk oyu) bir düzenleme biçimidir. schumpeter’e göre elitler arasındaki rekabet halk oyuna dayalı olarak devam etmektedir (rekabetçi elitizm). dolayısıyla “demokrasi halkın yönetimi anlamına gelmez, sadece halkın yönetenleri kabul etmek veya reddetmek fırsatı olduğu anlamına gelir”.

    (bkz: elit teorileri)
  • demokrasiyi tüm değer yargılarından arındırılmış, sadece bir "hükümet kurma metodu" olarak sitemleştiren pozitivist ekonomik politikçi.
  • universitede ogrenciyken, kutuphane sorumlusunu, "kitaplara erisimi engelliyor" diyerek duelloya cagirmistir. ** kutuphaneci abi de, kabul etmemis olacak bu daveti ki, schumi'ye bisicikler olmamistir.

    "avusturya'nin onde giden ekonomisti ben olacam, vatana millete hizmet edecem, hallelujah.." diye kendini cok kastigi icin pek de basarili olamadigi soylenir. kime gore neye gore? yasarken hep keynes'in golgesinde kalmistir. **
  • eyüp özveren'e göre, yirminci yüzyılın en soylu birkaç iktisadi yaklaşımından biri olduğu hiç kuşku götürmeyen avusturya okulu'nun aykırı çocuğudur.
  • şumiciğime göre marks bazı hususlarda da hatalı olmasa, gelmiş geçmiş en önemli insan olacaktır. ee? bu hataların düzeltilmesi öyleyse elzemdir. ee? düzeltilirse şukela-ül muazzama olur. ee? ancak nerede kusur olduğunu bilen düzeltebilir bu hataları. ee? şumiciğim düzeltir bunları işte, usul usul, bu hataları, bilenden başka, kim düzeltecek? ee? e'si bu: integralini al ağbi.

    edi büdü: şuraya da bir şeyler yazdım sonradan,, bakın isterseniz:

    (bkz: #9369217)
  • schumpeter baskin firmalarin ve tekellerin ekonomiye yardim edebileceklerini cunku asiri karlarinin onlara arastirma ve yatirim yapma imkani sunacagini iddia etmis. bu iddia halen tartisilmaktadir.
hesabın var mı? giriş yap