5 entry daha
  • house sezon 2 final bölümünün ismidir.

    house'u vuran karakterin (moriarty) yaptığı konuşmalar, bu bölümü house tarihinde çok üst sıralara çıkarmıştır. bu bölümde yer alan moriarty karakteri de sherlock holmes kitaplarında geçen james moriarty karakterine göndermedir.

    house hastanede yatağında yatarken, bileğinde gördüğümüz isim etiketindeki doğum tarihi; 11 haziran 1959, hugh laurie ' nin gerçek doğum tarihidir.

    http://img706.imageshack.us/i/bscap0043.jpg/

    moriarty: you pretend to be a rebel; claim to hate rules, but all you do is subsitute your own rules for society's. that's a nice simple rule: tell the blunt, honest truth in the starkest, darkest way; and what will be, will be; what will be, should be; and everyone else is a coward. but you're wrong. it's not cowardly to not call someone an idiot. people are tactful and polite just because it's nice. they do it because they got an ounce of humility; because they know that they will make mistakes, and they know that their actions have consequences, and they know that those consequences are their fault. why do you want so bad not to be human, house?

    (asiymiş gibi davrandın, kurallardan nefret ettiğini iddia ettin ama tüm yaptığın toplumun kuralları yerine kendininkileri koymaktı. güzel ve basit bir kural: bu karanlık ve ıssız yolda gerçeği söyle, sözünü sakınma; olacak olan olacak, ve öyle de olmalı; geri kalan herkes korkak. ama yanılıyorsun. birine aptal dememek korkaklık değil. insanlar sadece iyi bir şey olduğu için düşünceli ve kibar değiller. bunu yapıyorlar çünkü, bir parça tevazuları var; çünkü hata yapacaklarını biliyorlar, ve her davranışlarının bir sonucu olacağını da. ve bu sonuçların kendi hataları olacağını da biliyorlar. neden bu kadar çok insan olmamayı istiyorsun, house? )

    moriarty: you think that the only truth that matters is the truth that can be measured. good intentions don’t count, what's in your heart doesn't count, caring doesn’t count, that a man's life can't be measured by how many tears are shed when he dies. it's because you can't measure them. it’s because you don’t want to measure them. doesn’t mean it's not real. and even if i'm wrong, you’re still miserable. did you really think that your life’s purpose was to sacrifice yourself and get nothing in return? no. you believe there is no purpose to anything. even the lives you save you dismiss. you turn the one decent thing in your life and you taint it, strip it of all meaning. you're miserable for nothing. i don’t know why you'd want to live.

    (sana göre önemli olan tek gerçek, ölçülebilen gerçek. iyi niyetin önemi yok, kalbindekilerin önemi yok, değer vermenin önemi yok. bir adamın hayatı öldüğünde arkasından ne kadar gözyaşı döküldüğüyle ölçülemeyebilir. ölçemeyeceğin, ölçmek istemediğin için, bu gerçek olmadığı anlamına gelmez. ben yanılıyor olsam bile sen hala mutsuz durumdasın. gerçekten hayatının amacının, kendini feda etmek ve karşılığında hiçbir şey elde edememek olduğunu mu sanıyorsun? hayır. sen hiçbirşeyin amacının olmadığını düşünüyorsun. kurtardığın hayatların bile önemi yok. hayatındaki tek iyi şeye sığınıyor ve sonra da onu lekeliyor, anlamını kaybettiriyorsun. bir hiç uğruna mutsuzsun, neden yaşamak istediğini bilmiyorum.)
15 entry daha
hesabın var mı? giriş yap