• iyice eski toprak olduk gardaşlar. çok dokunuyor bu şarkı bana. klibini az önce yine izledim de o slash'in yaptığı hareketler affedilir gibi değil. ağızda sigarayla kiliseye girmeler, yüzüğü unutmalar, millet içerde mevliddeyken dışarda çalgı çalmalar... her şeye özenen gençliğimiz şu adamın düğündeki tavırlarına özense kill bill düğünü olur o düğün, rezalet olur. üç gün kanal d'de izleriz.
  • uzun zamandır dinlemediğim dinleyemediğim şarkı..
    dinlersem biliyorum ki 10 sene önceki gibi (bkz: #4075181) sadece gözümden yaşlar gelmekle kalmayacak.. büyük ihtimalle hıçkıra hıçkıra ağlatacak beni..
    bir insanın hayatı tek bir şarkıya ve onun klibine sığar mı?!!
    sadece 3 sene önce her şey yolunda gitseydi 30 yaşında eşi çocuğu işi evi arabası olan erkek olmama 4-5 ay kalmıştı.. çoğu kişi ooo ne kadar şanslı diye arkamdan konuşacaktı belki de..
    ama ne oldu?!! klipte olan oldu.. hemde en slow motion şekilde..
    sadece yağmur eksikti..
  • muzik tarihinin gelmi$ gecmi$ en iyi heavy slow'u. ($ahsi goru$tur)
    bu $arkinin sozlerinin turkcesini mektup diye ayrilmak uzere oldugunuz kiz arkada$iniza yazarsaniz, ili$kiniz kurtulacaktir. (arkada$larimda tam 4 farkli ili$ki ve kizda denenmi$tir tarafimdan oneri olarak:)
  • 'if we could take the time
    to lay it on the line
    i could rest my head just knowin' that you were mine
    oh all mine..'
    şarkının, dinleyeni bu kadar hüzünlendirmesinin önemli nedenlerinden biri de klibin hüzünlü hikayesi olsa gerek...
    axl roseun 'killer piano melodies'*ini görselliğe taşır klip, aslında hikayesini 'del james'in without you isimli kısa öyküsünden alır
    stephanie seymourun yüzünde hep bir burukluk görürüz.. düğün biter axl rose ve stephanie seymour arabaya binerler, axl 'wow kalabalığa bak çılgınlar gibi' dediğinde bile neşelenmeyen seymour'un bir ince hastalika yakalanmış olduğunu anlarız*
    düğünle ilgili ilginç(gereksiz de sayılabilir) bir ayrıntı da davulcu matt sorumun kız arkadaşının eda özülkü'nün klonu olmasıdır
    düğünde yaşanan sevgi partikulu slashi bozar, 'ben çıkıp sıkı bir solo atıyım da kendime geliyim' der ve komşu katedralin bahçesine gider. uzatma kabloları yetişmemiş olsa gerek, amfi kullanamaz ve solosunu helikopter gürültüsünden kimse duyamaz. bunun acısını da konserde piyanonun üstüne çıkıp solo atarak çıkarır, solo da solodur hani..
    kilisenin kiralanması, kostümler, slash'in solo atarkenki çekimini yapan helikopter, düğün yemeği falan derken baya tuzluya çıkar klip, neyse ki stephanie seymour axl rose'un o zamanlarki kız arkadaşıdır ve klip için para almaz.
    şarkının (5.50) dakikasında axl, 'i know that you can love me-m' der ki bu poison ve beni yıllar yılı kopartmış bir ayrıntıdır..
    düğün yemeğinde yağan yağmur, kısa bir süre sonra yeniden gelerek stephani'yi alır götürür...
    foreshadowing ve metaphor denizinde yüzer klip, guns n rosesı sevmeyenler bile dayanamaz izler, gnrnin belki de en güzel klibidir, 80 kere izleyince bile büyüsünü kaybetmez
  • november rain, bohemian rhapsody gibi sarkilar hayata anlam katan ogelerin icindedir..
  • guns and roses'in inanilmaz gaz sarkisi.. sozleri ayri a$mi$tir, melodisi ve introsu ayri a$mi$tir.. sozleri $u $ekildedir..

    when i look into your eyes
    i can see a love restrained
    but darlin' when i hold you
    don't you know i feel the same

    'cause nothin' lasts forever
    and we both know hearts can change
    and it's hard to hold a candle
    in the cold november rain

    we've been through this such a long long time
    just tryin' to kill the pain

    but lovers always come and lovers always go
    an no one's really sure who's lettin' go today
    walking away

    if we could take the time
    to lay it on the line
    i could rest my head
    just knowin' that you were mine
    all mine
    so if you want to love me
    then darlin' don't refrain
    or i'll just end up walkin'
    in the cold november rain

    do you need some time...on your own
    do you need some time...all alone
    everybody needs some time...
    on their own
    don't you know you need some time...all alone

    i know it's hard to keep an open heart
    when even friends seem out to harm you
    but if you could heal a broken heart
    wouldn't time be out to charm you

    sometimes i need some time...on my
    own
    sometimes i need some time...all alone
    everybody needs some time...
    on their own
    don't you know you need some time...all alone

    and when your fears subside
    and shadows still remain
    i know that you can love me
    when there's no one left to blame
    so never mind the darkness
    we still can find a way
    'cause nothin' lasts forever
    even cold november rain

    don't ya think that you need somebody
    don't ya think that you need someone
    everybody needs somebody
    you're not the only one
    you're not the only one
  • sondaki super orkestrasyonun ve bölümün daima salak djler tarafindan kesilip katledilmesi nedeniyle radyodan dinlemesi zevk vermek yerine cinnet gecirten super parca..
  • bendeki hissiyatı büyük olan guns'n roses şarkısı...

    bu şarkıyı ilk dinlediğimde, sene 1994 idi sanırım. sinop' taydık. zar zor açılan bir televizyonumuz vardı. her gün günlük tutuyordum ben ise.
    ilk kez klibini trt 2 ' de, müzik şöleni' nde (evet, o zamanlar böyle programlar da vardı, hatırlarsınız belki) gördüm. şarkıyı dinlememle, günlüğüme koşup, bir şeyler yazıvermem bir olmuştu. muhtemelen çok da anlamamıştım sözlerini ilk etapta ama çok hoştu, pek güzeldi melodisi. mest olmuştum. bu da yeterdi bana.

    bir kaç gün sonra, o yıl ve o ay ki blue jean dergisinden kestiğim "november rain" sözlerini ise bir güzel şiir defterime yapıştırmıştım.

    ve klibi...

    hani en unutulmayan anılara dair.
    hani hiç çıkmaz ya bazı anılar aklınızdan.

    hüzündür.

    hüzün, mavidir.

    rüzgar vardır dışarıda. pencere hafif açıktır, axl sigarasını söndürür kültablasında. bir kaç hapı eline alır ve yutar. uyku haplarında, rahatlamayı beklemektedir.

    müzik başlar...
    axl, kırmızı bir bandana ile piyano başındadır. gözlerinden kan damlayan isa heykeli vurur sahneye birden.. kan vardır müziğin de altında aynı anda..

    ve yarım kesilmiş bir gelinlik giyen stephanie seymour usul usul küçücük kilisenin içinde yürür. aynı anda hem seksi, hem kadınsı, hem de çocuksudur sanki.
    axl' ın ona bakışı ve rahibin karşısında muzır bir şekilde duruşu canlanır peşi sıra...

    1-2-3-4-5-6....derken,

    evlenirler..

    slash, kıvırcık saçları ve fötr şapkasıyla dışarı çıkar , solo atmaya başlar gitarı ile (tüm 90'ların rock ve metal müzik severleri gibi ben de hayali gitarımla aynı sahnede solomu atarım elbette)...
    beyaz arabaya binilir, pasta kesilir. siyah vardır üzerlerinde. renk siyahtır..
    arada ise mutlulukla oturdukları bar' ın adı rainbow' dur.

    "evet,

    çünkü hiçbir şey sonsuza kadar sürmez,

    soğuk kasım yağmuru bile..."

    bilmez misin yoksa ??

    cenazesi kaldırılırken stephanie' nin, axl tanrı' ya (yukarıya) içli içli bakar.
    ağlar. kabuslarıyla ağlamaktadır, zaten her gece. ter içinde uyanmaktadır. haplar da iyi gelmemektedir. iyi de gelmeyecektir.

    peki sen ?

    "herhangi birine ihtiyacın olduğunu düşünmüyor musun?

    birine ihtiyacın olduğunu düşünmüyor musun?

    herkesin birine ihtiyacı vardır...

    yalnız sen değilsin!

    yalnız sen değilsin!...."
  • efenim sene 1992, tazecik bir ilk sevgili mevzusu var ortada. tamam 'benimle cikar misin?' sorusu soruldu (hmm evet evet, not ile yazili olarak iletildi hatta, hahah), dusunme vakti alindi, dusunuldu neden olmasin dendi, not ile geri bildirildi falan. ancak hala tam bir netlik yok, kara kara dusunmektesiniz ulan simdi bu cikmak tam ne ola ki? diye. hersey cok muallak.

    tamam bir hoslanma, efendime soyleyeyim bir begenme durumu vardir orasi net. ama yani nedir tunali*'ya inip tivoli'ye mi gidilecektir? ya da nereye cikmaktir, n'olacaktir? heheyt opusecek miyizdir acaba, cicek almak gerekir mi sanki herhal bir noktada, el ele de tutusur gezeriz galiba, sarilir sonra o bana, ama yani nedir bu cikmak, ne menem bir seydir? gun fm'den sarki mi istemeli, armagan etmeli; sevgililer gunu de gelecek birseyler hediye etmeli... hayir bir de subat tatili, ciktigin donecektir istanbul'una, sonra ne olacaktir, (ve hala tekerrurde) cikmak bir ne demektir? iste bu tur belirsizlikler icinde gidip gelen gencecik bir kizcaaz dusunun sevgili okur. ote yandan adrenalinler gelmekte, adrenalinler gitmektedir, oyle ya "ciktigin cocuk" vardir (o zamanlar "sevgili" lafi cok banal, cok klasik, cok turk, cok buyuk, cok arabesk falan gelmektedir tahminen, erkek arkadas ise pek bi ciddidir henuz, bi de biliyoruz ki genc kizlarimiz erkek'ten cekinmekte, cocuk'a ise bay bay bayilmaktadirlar.) hah bir de zaten ergenligin getirmis oldugu tumden hayati bulaniklastiran, flulastiran, soru isaretlerini tepenize tepenize yagdiran bir belirsizlik, guvensizlik, bilinmezlik, ve duygusal inis cikislar esliginde azicik da asilik kattik mi denklemimize, fonumuzu zeminimizi bir guzel serimlemis oluruz.

    ardindan, bu cok bilinmeyenli cikmak eyleminde ilerler iken, delikanlimiz der ki,
    - november rain bizim sarkimiz olsun!
    - ayyy tabi olsuuunnn. (dogru ya, sarkimiz olmasi lazim cikiyoruz biz.) evet evet cok severim.
    gel gor ki bilmemektedir zavalli kizimiz, kimdir nedir butonu da yoktur etrafta, interney de yoktur arastirip indirecek, nerden bulacagizdir, soyleyemeyizdir cok ayip olacaktir. rezillik, cizilen karizma, incinen sevgililik gururu...

    (hani bilmiyo ya isler boyle yurur saniyo sapsal, diyemiyo haliyle: ben bilmiyorum o turkuyu, ikimizin dinledigi ahanda su sarki bizim sarkimiz olsa, hani bizim icin biseyler ifade eden bisey ne de olsa; ayrica yani ne bu boyle hic demokratik bi karar diil ki bu, niye sen karar verion bi kere bizim sarkimiza? arti bilmiom ben o sarkiyi ulen!) yazik yazik. su hayatta guvensiz ergen genc kizlar kadar icimi cizlatan bir de guvensiz ergen delikanlilar vardir herhalde... bir de sesler ekstra yuksek ekstra kendinden emin ekstra bilmis bilmis cikar ya bunu ortbas etmek (ve de kendi de farkina varmamak) icin, o her harekette bagiran bir "ben de varim, beni de duyun, neden butun dunya bana karsi, kimse beni gormuyoo, kimse beni anlamiyooo!" korosu eslik eder, hareketlerden akar ya varligini ispatlama cabasi boyle bosanircasina...

    aah ah, konumuza donecek olursak sevgili okur... elbet bir sekil bulunur dinlenir november rain, hastasi olunur (pek tabi, ne sandin, ciktigin seviyomus sen sevmiicen mi, ayrica sizin sarkiniz o kzim, boru diiil) daha da cok asik olunur, asktan boyle bi haller olunur, saatlerce telefonlarda konusulur, klibi falan televizyona yapisip izlenir, itina ile "ben hic boyle hissetmedim hayatimda, ay cok fena asigim cok" triplerine girilir, hediyeler yollanir, gene "sarkimiz" dinlenir, sevgililer gununde capital radio'dan armagan edilir falan. butun prosedurler uygulanir. ve kimbilir kac ciftin sarkisi olmustur arabesk november rain, kac kisi icin o derece ozeldir, kac kisi hungur hungur ask acisi ve dahi ayrilik acisi ve ozlemler falan cekmektedir esliginde. ama arabesk ruh halidir gencligin ruh hali sanki, hayat nasil acimasiz, sevdalar (bak bu da olmadi, askolcak ask!) o derece buyuk, acilar o derece katlanilmaz, ofkeler hiddetinden gecilmezdir. november rain ve de benzeri bilimum "bizim sarki"miz esliginde kisisel iliski tarihinde yer eder bir zamanin sevgilileri, ayriliklari, buyume sancilari. oyle de kiymetli bir tarihsel tanikligi vardir kendisinin.
  • yani şimdi birgün uzaylılarla iletişime geçsek, "gezegeninizden bir adet müzik örneği gönderin" deseler,
    (adet ne demek lam, neyse fantazi iste)
    direkt tek gececegim sahaserdir.

    - elektronik müzik enstrumanlari var
    - klasik muzik enstrumanlari var
    - vokalin krali var
    - koro var
    - piyanonun, elektrogitarin, vurmali calgilarin krallari var,
    - gecisler var, köprüler var, gaz var, huzun var, yavas bolumleri var, hizli bolumleri var, var oglu var,
    bu kadar kapsayici bir muzik calismasi direkt ilk adayimdir uzaylilara yapacagimiz yayinda...

    (klibi ayri bir tartisma konusu, uzaylilar ne der bilemiyorum, klipsiz gonderelim dusuncesindeyim ben)
hesabın var mı? giriş yap