• marvel'in ali şen'i model alarak yarattığından fena halde şüphelendiğim efsanevi kötü adam.hayır bu kadar benzerlik tesadüf olamaz...
  • wilson fisk küçüklüğünde babasıyla yaptıkları bir soygundan sonra kaçarlarken, babası kaçmayı başarsa da bu şişko olduğu için yakalanır. hapisten çıkınca suç imparatorluğunu kurmaya başlar, kingpin olduğu zaman da, eski kimliğiyle son bağlantısı olan babasını da yakalatıp öldürür. acımasızdır yani bu. yalnız şu andaki görüntüsü aşırı kilolarından değil, vücudunun yüzde doksanının kastan ibaret olmasından ileri gelmektedir. kendisiyle yüzyüze gelen düşmanları bunu yakından görme fırsatı yakalarlar.
  • marvel evreninin en azılı düşmanı... asıl adı "wilson fisk" olan, uzun boylu, dew cüsseli, elinden bastonunu eksik etmeyen bir fodul kişidir. , new york city'deki tüm suçluların lideri olup ilk olarak spiderman'da görünmüştür. beyin yıkama teknolojisine sahip bu abi, marvel kötü adamlarıyla genelde anlaşma içindedir ya da onun adına çalışıyorlardır.kaptan amerika, daredevil, punisher ve spiderman'in baş düşmanı... hep ölüyomuş gibi olur, hiç ölmez... kendisinden kurtulanların ardından şu sözü mutlak söyler:

    "benden asla bir böcek gibi koylayca kaçamicaksın, seni çıplak ellerimle öldürceem"
  • marvel'in en karizma kötü adamı**. hiç bir süper gücü yoktur, halis insan olup mutant süper kahramanların üçüne beşine birden kök söktürür. sırtı yere gelmez, kötü adamların doğası gereği sürekli yenilse de bunun senaryodan olduğunu biliriz, yoksa kingpin sekertir adamı.
  • (bkz: mustafa koç)
  • bu oyunun demosunu oynamıştım. biri "şu köşe başındaki adamları pataklayıp gelirsen para vericem" temalı bir görev vermişti. gidip pataklamıştım. geri geldiğimde aldığım tepki şu oldu:

    "man, you are one, badass, motherfucker!"

    bu cümlenin övgü belirttiğini idrak edene kadar nerede yanlış yaptığımı düşündüm, acaba yanlış adamı mı dövmüştüm? sonra ampul yandı tabi, half life değildi bu oynadığım, meraba dediğim adamlar birer bilimadamı veya naif güvelik görevlisi değildi, g-man hiç değildi. g-man fuck mı der? g-man conditions der, circumstances der, freeman'ın başına "mr." getirir her daim.

    demosundan anladığım karadıyla half life'a hiç benzemeyen oyundur.
  • çocukluğumdan beri şansal büyüka'ya benzettiğim çizgi karakter.
  • kingpin karakteri yaratılırken 1941 yapımı malta şahini (the maltese falcon) adlı filmdeki sydney greenstreet'in canlandırdığı karakter kasper gutman örnek alınmıştır.
  • çıktığında çok ses getirmiş, bir gangster çetesinin üyesini* canladırdığımız sıradışı fps.

    kraliğne: cürüm hayatı* bilmediğimiz bir nedenden patronun bizi gözden çıkarması sonucu, deli gibi dövülüp sokak ortasına atılmamız ile başlar. ağzımız yüzümüz dağınık, sağlık yarıya düşmüş bir şekilde kalkar, elimize boruyu alır intikam için yola düşeriz.

    oyunun en büyük özelliği bol bol npc bulunması. biz de bu npclerle konuşarak bilgi edinerek yolumuzu buluyoruz. konuşmalarımızda iyi yada kötü yaklaşımlar sergileme seçeneklerimiz var, bazıları kötü konuşursak direk kafa göz dalıyorlar, bazılarıysa kötü konuşup korkutmadığımız sürece istediğimiz bilgiyi vermiyorlar. oyunda oldukça ağır bir dil olduğunu söyleyelim, ne de olsa suç aleminin arka sokaklarındayız. ayrıca genel fps geleneği olan sağdan soldan sağlık, silah ve cephane toplama olayı bu oyunda yok. bunun yerine deştiğimiz adamların üzerini arayıp çıkan paralarla gidip şehirdeki pawn-o-matic’lerden tedarik ediyoruz aleti edevatı. bu da özellikle ilk bölümlerde zorlayıcı oluyor, karşıdaki adamda makinalı var, bizde sopa. dikkat etmek lazım velhasıl. tabi bi tane makinalı adam indirmeyi başarmak demek onun silahını almak demek ama böyle topladığımız silahlarda da çoğu zaman mermi sıkıntısı oluyor, aldığımız silahta sadece 5 mermi olduğunu görebiliyoruz.

    düşmanın yapay zekası kötü değil ama iyi de değil. bunu yüksek hasar verebilme kabiliyetleriyle kapatıyorlar. oyunda ikiye karşı birde bile çok şansımız olmuyor, illa adamları ayırıp bire bir kapışmak lazım. hele içinde 3 yada daha fazla düşman olan bir odaya girersek, saniyesinde ölüyoruz. en iyisi kapıdan içeri bomba sallamak. başka bir şans da sokakta gördüğümüz npcleri kiralamak. çok güçlü olmuyorlar, çabuk ölüyorlar, silahları falan düşük oluyor ama, işe yaradıkları da bir gerçek. öte yandan mermi alacak parayı npc’ye yatırmak zaman zaman pek hoş olmuyor.

    grafik motoru olarak quake 2 motorunu kullanan oyun, genel quake 2 standardı olan kahverengi tonlara sahip. insan modellemeleri iyi yapılmış, karakterler vurulma yerlerine göre tepki gösteriyorlar. ateş ettiğimiz yerde yara izi oluşuyor, hatta adamın arkasına geçersek kurşunların çıkış deliklerini bile görebiliyoruz.

    sonuç olarak, sıradışı hikayesi ve oynanışındaki farklılıklar nedeniyle benim çok dikkatimi çekmiş bir oyundur. bu saatten sonra bulursanız bir göz atın derim, ancak grafikler günümüz oyuncuları için birşey ifade etmeyeceğinden oyundan alınan zevk oldukça düşecektir, bunu da belirteyim.
  • ilk spidermanin çocukken izlediğim 94 yapımı çizgi filmi ile tanıştığım kötü karakter.
    aklımda kalan bir replik:
    norman osborn:anlamadığım bir şey var. her türlü sen kazanıyorsun.
    kingpin:işte benim adım bu yüzden kingpin. yihahahaha....
hesabın var mı? giriş yap