• çok da iyi çok da güzel akıbet olmuştur.
  • olumlu bir yere gittiğini düşündüğüm tazminattır. hiçbir yazarın hayır demeyeceği, hayırlı bir işe gitti bu tazminat. ama ankette nereye oy verdin derseniz, silikozis hastaları diye bir şık vardı oyumu ona attım. tabii ki hayvan severim, ama önce insan.
  • gittiği yer akşam akşam mutlu etmiştir.
  • dünyada yardım yapılacak bir çok konu var. bu konuda da hayvanlar seçilmiş, bence çok da iyi edilmiş. neticede unutmayın, o para hayvanlara mama olarak gitti diye dünyadaki kimsesiz çocuklar, yoksullar bitmedi. o kadar duyarlıysanız, her ay elli liranızı siz de bu konularda uzmanlaşmış yardım kuruluşlarına paylaşabilirsiniz, kimse bu hakkkınızı elinizden almış değil.

    her seferinde "o para şuraya harcansaydı" diyenlerin yarısı o bahsettikleri alana düzenli olarak cüz'i miktarda yardımda bulunsaydılar, inanın dünyada bir çok sorun hallolurdu. başkalarının yardımına laf etmeyin, siz de kendinize bir yardım alanı seçin.

    tanım: yapanların, düşünenlerin ellerine sağlık dediğim yardım. insanın kendisini hayvanlardan daha "makbul", daha "önemli" görmesine kıl olan biri olarak, hem doğal yaşam alanlarını mahvederek aç kalmalarına sebep olduğumuz, hem de kendimizi niyeyse onlardan daha çok yaşamaya layık bulma küstahlığında bulunduğumuz bu hayvancıklara yardım gitmesine çok ama çok mutlu oldum. hiçbir canlının hayatı diğerinden daha önemli değil, o yüzden insanlara yardım edildiği kadar hayvanlara da yardım edilmeli, ama genelde arka planda kalıyorlar. belki böylece bir parça olsun fark azalmıştır.
  • isabetlice bir karar ile hayvan barınaklarına bağışlanmıştır. yönetimi en içten dileklerimle tebrik ediyorum.
  • darısı nice böyle akıbetlerin başına....
  • evsizlere yapılmasını yeğlediğim olay.

    allah belanı versin senin lan mal diye söze başlamıycam o siz hayvanseverlerin sevgi dolu kalbinden yansıyan kelimeler. zaten biz öküzüz ya düşünmemiz gerekiyor evsizleri. senin seçimin bu iyi hoş da neden bu yardımda hayvanlara öncelik tanıdığınızı söyleyeyim çünkü sokakta kimsesiz soğukta donan sümüğü akmış saçı başı kir içinde olan adamın yerine badi badi yanına gelip o masum bakışlarını atıp sadece biraz yemek isteyen kedi sana daha cazip geliyor ona yardım etmek istiyorsun o tatlılığıyla zaten seni yeterince etkiliyor. öbür yandan o pespaye adamlar gibilerinin yolda sana laf atma değerli malını paranı gasp etme ihtimalleri de mevcut niye onun gibilere yardım edesin ki.

    ama işte o adamın halinden anlarız biz, soğuğun ne demek olduğunu yaşam koşullarının ne denli zor olduğunu onun hisettiği gibi hissederiz.o yüzden ilkimiz insan olmalı yoksa hayvana da insana da eşit şekilde yardım edilmeli. yazdıklarımın duygu sömürüsü olarak görülmesini istemem çünkü zaten yakındığım şey duygu sömürüsü.

    sonuç olarak ne diyorsun sen diye soracak olursanız diyorum ki paranın bi kısmı insani yardıma bi kısmı da hayvanlar için yardıma kullanılabilirdi.
  • her zamanki gibi, "insanlar dururken niye hayvanlara yardım ediyorsunuz" diyen adamları ortaya çıkaran akıbet olmuştur. sizin gibi düşünen diğer süper zekalı hümanistlerle iletişime geçebileceğiniz platforma ulaşmak için tıklayınız.

    gidin başka yere kusun oğlum mutsuzluğunuzu, sevgisizliğinizi. kız mız bulun. bi şey yapın.

    neyse, yapımda emeği geçen herkesin yüreğine sağlık gerçekten. hepiniz adamsınız, hepiniz. aç karnını doyurduğunuz her hayvandan gani gani sevap kazanırsınız inşallah.

    zamanının ötesinden edit: evet. aklınca bu işi savunmaya çalışanlardan olduğum için, bir iki laf edeyim bari. ağzı olan konuşmuş, yemediğim laf kalmamış. şimdi şöyle beyler;

    senin büyük büyük deden ve onun arkadaşları, doğada rastgeldikleri birkaç tür hayvanı, "bu hayvanların günlük yaşamımızda bize çok faydası dokunur" diye düşünüp evcilleştiriyorlar. çiftliğimi korur, evimi korur, hayvanlarımı korur, sürümü güder, avlanmama yardımcı olur, haşerelerden korur, fare avlar, çocuğumu eğlendirir falan filan. bu hayvanlar dağlardan, ormanlardan, yeşilliklerden alınıyorlar ve taş toprak şehir hayatına adapte ediliyorlar. ha onlar için sorun yok, örneğin köpek, dünyada adaptasyon yeteneği en yüksek olan canlılardan biridir. her türlü ortama ve düzene, çok kısa sürede adapte olabilirler. fakat bu gerçek, sokağa adapte olmuş bir sokak köpeğinin sefil bir hayat sürdüğü gerçeğini de değiştirmiyor. her neyse, varan biri geçtik. bu hayvanlar aramızda, neden? çünkü deden. burada anlaştık.

    varan iki, istatistiksel olarak, misal bağdat caddesi ve çevresinde yapılan gözlemlere göre, satın alınan her 4 köpekten 1 tanesi sokağa atılıyor. bunu genele yayarsan durum pek iç açıcı değil. gün geçmiyor ki sokaklarda cins cins köpekler görmeyeyim. köpek beslemek nedir, nasıl bir sorumluluk gerekir, nelerden feragat etmek icap eder, bunları bilmeden, öğrenilmeden, hala günümüzde "kız arkadaşına doğum günü hediyesi", "oğluna karne hediyesi" falan diye köpek alan o kadar çok insan var ki. yazlıklarını yazın korusun diye köpek alıp, kışın dönerken köpeği sokağa salan, ertesi sene yine üç aylık başka bi bekçi köpeği alan insanlar falan var. yani sokaktaki bu hayvanların sayısı bir türlü azalamıyor çünkü sokağa atılma durumu var. barınaklar zaten ağzına kadar dolu, "bu hayvanlara neden yardım ediliyor ki, insan değil bunlar insan?!!!" diye ağlayan adamın hayatı boyunca bir tane bile barınağı gidip görmediği o kadar belli ki yani, bu kadar belli olabilir. üst üste yatan köpekler, kolu bacağı gözü kuyruğu kulağı olmayan köpekler. hastalıktan yemek yiyemeyen, göt kadar kafesteki hareketsizlik yüzünden eklemleri sikilen, bakımsızlıktan, ilgisizlikten perişan olmuş köpekler.

    eğer bir barınağa bir gün yolun düşerse, ki düşmeyecek, görüceksin ki hepsinin gözlerinde ortak bir bakış var. ara ara gelen cinsten böyle. bi anlamamazlık bakışı. "biz niye burdayız, niye kafesteyiz?" bakışı. hadi bunlara çok kafa yoramıyorlar sadece genel bir mutsuzluk olarak üzerlerine yansıyor. ama önlerinden geçen her insana attıkları bir "niye senle gelmiyoruz" bakışı var ki. işte bence olayın koptuğu nokta burası. hadi birader, git açıkla bakıyım ona, anlat. neden orda olduğunu anlat. neden kafesini 100 tane köpekle paylaştığını anlat. ve oraya kadar gitmişken neden senle gelmediğini de anlat. anlatabilir misin?

    anlatsana oğlum. yoksa anlatamıyor musun? o zaman o anlatsın derdini sen dinle. en azından o içini dökmüş olsun. öyle de mi olmuyor? bu hayvanlar "abi çok açım", "abi 2 aydır kalçam çok fena ağrıyor yürüyemiyorum" falan diyemiyorlar mı? hacı, bu hayvan kalçası hayvan gibi ağrıyorsa yatıyor bir köşeye, kalkamıyor. açlıktan kemikleri sayılıyor, gözlerini umutla açıp yemek beklemekten başka bir şey yapamıyor. oğlum bu hayvanlar perişan halde lan. ölüyorlar ardı ardına. ne günahı var oğlum o hayvanın? doğar doğmaz pet şopa satılmışsa, hediye olarak alındıysa, ilk sıçtığında sokağa atıldıysa, trafik kazası geçirip arka ayakları felçi barınağa atıldıysa, ne günahı var oğlum o hayvanın? onun başına ne geliyorsa, sorumlusu biziz. bu kadar basit. bu kadar net.

    bari izin verin de karınları doysun lan. vicdansızlar. allahsızlar. o hayvanlar bizi nasıl seviyorlar keşke bunu da bilebilseniz. keşke hepiniz hayatınızın bir döneminde hayvan sevgisini tadabilmiş olsaydınız.

    her neyse uzun lafın kısası, yapımda emeği geçen herkesi bir kez daha can-ı gönülden kutluyorum. hepinizden allah razı olsun.
hesabın var mı? giriş yap