• yolsuzluk gözlenmesi zor bir olaydır,çünkü kapalı kapılar ardında ve yasal olmayan yollarda gerçekleştirilir.
    yolsuzluğun dünya bankası tarafından da kullanılan en basit tanımıyla “kamu gücünün özel çıkar sağlamak için kötüye kullanılmasıdır.” yolsuzluğun şekli kamu kesimi faaliyetinin şekline göre değişir. yolsuzluğun daha tarafsız bir tanımı ise “yakın ilişkiler kurarak kendisi ve yakınları için davranıştan bazı avantajlar sağlamaya yönelik kasıtlı ve uygunsuz olaylardır.” sözü edilen kamu gücünün kullanımının bir kişinin çıkarı için olması gerekli değildir,bu çıkar bir partinin,bir sınıfın,bir aşiretin çıkarları için de olabilir. özellikle demokrasinin iyi gelişmediği ülkelerde yolsuzluk olayları,aile veya bir sınıfın çıkarları için yapılmaktadır. bir çok ülkede ise siyasi partilerin finansmanı için ortaya çıkmaktadır. her yolsuzlukta rüşvet ödenmesi gerekmez. mesela hasta olduğu için izin alan bir kamu görevlisinin tatile çıkması da görevi kötüye kullanması olarak görülebilir. bir başbakanın veya siyasinin programda olmadığı halde kendi memleketine yatırım yapması rüşvet olmadığı halde yolsuzluk olarak kabul edilir. bir hediyenin rüşvet olarak algılanması ise hediyenin miktarına bağlıdır. ülkelerin kültürel ve ekonomik yapısı hediyenin büyüklüğünü farklı tanımlayabilir.

    yolsuzlukların sınıflandırılması

    • bürokratik ve siyasi yolsuzluk
    • maliyeti azaltma ve faydayı artırma
    • rüşvet verme-alma
    • cebri veya müsahamalı
    • mekezi veya merkez dışı
    • önceden belirlenebilir ve keyfi
    • para ödenen ve diğer şekiller

    yolsuzluğa yol açan faktörleri doğrudan ve dolaylı faktörler olarak ikiye ayırabiliriz:

    a-) yolsuzluğa yol açan doğrudan faktörler

    nobel ödüllü gary becker bir makalesinde “devletin ortadan kalkması yolsuzluğun ortadan kalkmasını sağlayacaktır” demiştir. kamu sektörünün ekonomi içindeki payını ölçebilmek için kullanılan kriterlerden biri kamu harcamalarının veya vergi gelirinin milli gelire oranıdır. bu oranın en yüksek olduğu ülkelerde (isveç % 68.8,norveç % 55.6,kanada % 47.4) uluslar arası saydamlık örgütünün yolsuzluk algılama endeksi gösteriyor ki bu ülkeler yolsuzluk açısından en temiz ülkelerdir. yani yolsuzluk probleminin çözümü kamu sektörünün ekonomi içindeki payının azaltılması ile açıklanmaz. ancak kamusal faaliyetlerin artışı yolsuzluk için uygun ortam yaratmaktadır. devlet faaliyetlerinin yol açtığı yolsuzluklar şöyle sıralanabilir:

    a-) düzenleme ve yetkiler: devletin belirli faaliyetlerinin yerine getirilebilmesi için verdiği lisanslar ve izinler yolsuzluğa uygun ortam yaratabilir.
    b-) vergileme: vergi mükellefi ile denetçiler arasında bir uzlaşma gerektirmeyen yasalara uygun vergiler,yolsuzluğa daha az yol açar. ancak vergi,memurlarının ücret yetersizliği,vergi indirimi ve diğer kolaylıkların sağlanmasında memurlara tanınan yetkiler ve gümrük vergileri yolsuzluğu artıran etmenlerdir.
    c-) harcama kararları: yatırım projeleri,ihaleler,özel kesimden mal ve hizmet alınması,transfer ödenekleri gibi kararlar ve bu gibi kararların alınmasında şeffaflık eksikliği yolsuzluğu artıran faktörlerdir.
    d-) piyasa fiyatlarının altında mal ve hizmet sunulması: döviz kuru,kamu kredileri,elektrik,su,toplu konut,sağlık,hazine arazisi gibi konularda bu arzı sunanların yetkilerini rüşvetle kötüye kullanmalarına yol açmaktadır. türkiye de 1998’de ortaya çıkan kamu bankalarının kredilerinin dağıtımındaki yolsuzluklar bunun en iyi örneğidir.
    e-) diğer ihtiyari kararlar: birçok ülkede üst düzey yöneticilere sağlanan bazı yetkiler,özellikle siyasi yolsuzluklarda önemli rol oynar. bu konular şöyle sıralanabilir:

    • gelir vergisinde vergi indirimi sağlanması
    • tarım topraklarının imara açılması
    • hazine arazilerinin kullanımı,ormanların kesilerek kullanıma açılması
    • yabancı yatırım kararları
    • özelleştirme kararı ve varlıkların satışı
    • ihracat ve ithalatta kota ve kolaylıklar
    yukarıda sözü edilen işlemler birçok ülkede ya rüşvet ödeyerek ya da kamu görevlilileri ile yakın ilişkiler kurarak sağlanmaktadır.
    f-) siyasi partilerin finansmanı: demokrasi yolsuzluğa yol açan bir yöntem olmasına karşın partilerin seçim kampanyalarının çeşitli şirketler veya kişilerce finanse edilmesi seçim sonrası bazı beklentilere yol açmaktadır. bunun en önemli sebebi ise hazinenin siyasi partilere yaptığı yardımların seçim harcamalarını karşılamada yetersiz kalmasıdır.

    b-)yolsuzluğa yol açan dolaylı faktörler

    a-) bürokrasinin kalitesi: eğer bürokratlarda yolsuzluğa yatkın davranışlar görülüyorsa ve halk tarafından hoşgörü ile karşılanıyorsa bu durumu önlemek oldukça zordur.
    b-) kamu kesiminde ücret düzeyi: genel olarak kamu görevlilerinin ücretleri,özel kesimde çalışanlara göre daha düşüktür. ücretlerin yükseltilmesi yolsuzluğun azalmasını sağlar. örneğin singapur;kamu görevlilerine dünyada en yüksek ücreti ödeyen ülkedir.
    c- )kanun,kural ve yönetmeliklerin şeffaflığı: yasaları farklı yorumlamak değişik sonuçlara yol açabilir. açık ve net yasalar ise yolsuzluğu azaltır.
    d-) cezalandırma yöntemi: yüksek cezalar bazı yerlerde yolsuzluğu azaltırken,bazen rüşveti artıran bir rol oynar ki ülkemizde trafik cezaları arttıkça rüşvet oranının artması gibi.
    e-)liderlik: bir ülkedeki siyasi lider ve kadroların yolsuzluk karşısındaki tavırları ülkedeki tüm yöneticileri etkiler.
    rüşvete karşı abd’nin öncülüğünde 1990 yılından itibaren çeşitli önlemler alınmıştır. türkiye’nin de aralarında bulunduğu 60 ülke 1993 yılında berlin de kurulan uluslar arası şeffaflık kurumunun üyesidir. bu örgütün amacı evrensel ahlak kurallarının uygulanmasını teşvik ederek yolsuzluğu azaltmaktır. bu örgüt yolsuzluğu algılama endeksi yayınlayarak ülkeleri sıralamaktadır. yolsuzluk konusunda temiz olduğu düşünülen ülkelere 10 üzerinden puan verilmekte,ülkelerin kirlilik düzeyi arttıkça bu puan aşağı doğru çekilmektedir. aşağıda bu kuruluşun 1995-1996-1997-1998 yılları için yaptığı endekste,bazı ülkelerin yolsuzluk notu yer almaktadır.

    yolsuzlukla mücadelede devletin rolü

    uluslar arası şeffaflık örgütünün yolsuzluk endeksine baktığımızda,geçiş ekonomileri ile gelişmekte olan ülkelerde ve özellikle fakir afrika ülkelerinde yolsuzluğun çok yaygın olduğunu görmekteyiz. ekonomik gelişme bir ülkenin yolsuzluk düzeyini azaltmaktadır. demokrasinin bütün kurum ve kuralları ile işlemekte olduğu ülkelerde de yolsuzluğun son derece az görüldüğü gözlenmektedir. yolsuzluğu azaltmak mümkün ancak bunu sıfıra indirmek oldukça zordur. örneğin yolsuzluğu azaltmak için kamu sektöründe ödenen çok yüksek ücretler,yasal değişiklikler,insan hakları konusunda önemli sınırlamalar ve acımasız cezalar ortaya çıkabilmektedir.
    yolsuzluk tek bir nedenle açıklanamayacak kadar karışık bir durumdur. yolsuzlukla mücadele bazen yıllarca sürebilir ve bu konuda yapılan hatalardan birisi de ülkemizde olduğu gibi bir tek alanda (sadece siyasi alan) yolsuzlukla mücadele etmek ve çok çabuk sonuç beklemek.
    yolsuzlukla mücadele de önce tarafların çok iyi tanımlanması gerekir. yani kamu sektörünün hizmetleri içinde yolsuzluğa yol açacak işlere talepte bulunan insanlar vardır ve be işleri yapmak için bir fiyat isteyen kamu görevlileri vardır. yani yolsuzluk için bir arz ve talep söz konusudur. rüşvet veren kimse bir kamu görevlisinden bir şey ister (fayda artırma veya maliyet azaltma). kamu görevlisi de satacak bir güce sahiptir. rüşveti veren ile alan arasındaki ilişkiyi etkileyen ise devletin yapısıdır.
    yolsuzlukla mücadele ile ilgili tartışmalar devlet reformundan bağımsız yapılamaz. yolsuzluğu azaltacak ölçülerin düzeyi,aynı zamanda devletin yapısında değişme ölçüsüdür. kamu çalışanlarının özel sektöre oranla düşük tutulduğu ülkelerde çalışan personel sayısında istihdam nedeniyle şişirildiğinden hükümetler ücret düzeyini pazarlık konusu yaparlar.
    kamuoyunda inanılan bir başka görüş ise cezaların artırılması ile yolsuzluğun azaltılabileceğidir. bu cezaların uygulanabilmesi yargı sistemi ile birçok kurumu karşı karşıya getirir. ayrıca adil olmayan hükümetler,bu silahı siyasi rakiplerine karşı kullanabilirler. demokratik ülkelerde cezalar uzun ve pahalı bir süreçten sonra uygulanabilir.
    yolsuzlukla ilgili inanılan bir başka görüş de ülkedeki yasaların yolsuzluğu artırıcı bir faktör olduğudur. vergileme ve harcamalarla ilgili getirilen düzenlemeler yolsuzluğa yol açabilir. en yüksek vergi yüküne sahip ülkelerde yolsuzluğun en az olduğu,en düşük vergi yükünün olduğu ülkelerde ise en yüksek yolsuzluk endeksi görülmektedir.
    küreselleşme ile birlikte yolsuzlukla mücadele tek bir ülkenin değil tüm dünyanın sorunudur. yolsuzlukla birlikte artan ahlaki çöküntü ülkelerin hem ekonomisine hem toplumsal yapısı hem de demokratik sistemi zedelemektedir. geçiş ekonomilerinde ve gelişmekte olan ülkelerde demokrasiye geçiş aşamaları uzamakta ve zorlaşmaktadır.
    yolsuzlukla mücadelede devletin rolünün yeniden belirlenmesi gerekir. yolsuzluğu azaltmak için alınabilecek önlemler içinde şu hususlar önem taşır.

    • ülke yöneticilerinin yolsuzlukla mücadelede dürüst,açık ve karalı olmaları
    • vergi politikaları,özelleştirme ve harcama kararlarını şeffaf olmak ve hukuk kurallarına uymak
    • kamu çalışanlarının ücretlerini artırarak dürüst davranışa özendirmek,etkin kontroller,kamu çalışanlarının servet artışlarının kişisel servet beyannamesiyle izlenmesi ve yolsuzlukla ilgili cezalar uygulamak
    • yargının bağımsızlığını sağlamak
    • siyasi partilerin finansman problemini çözmek,temiz siyaseti özendirmek

    türkiye son on yıldır çeşitli yolsuzluk skandallarıyla yüz yüze gelmiş,son bir yıldır ise
    bu tür olaylar rekor düzeye ulaşmıştır. türkiye’nin yolsuzluk algılama endeksi de 1995’te 4.10 iken önce 3.54’e 1997 de 3.21 1998 de ise 3.40 olmuştur. yolsuzluk konusunda gelişmiş ülkelerden çok geri düzeydeyiz. yaşadığımız olaylarda (siyaset,mafya,bürokrasi üçgeninin sık sık gündeme gelmesi) bu rakamları doğrulamaktadır. bu konuda yapılacak çok şey vardır ve temizlik uzun bir süreci gerektirecektir.

    rant kollama

    demokrasiden beklenen “halkın halk için halk tarafından yönetimini sağlamak” dır. ne var ki işler umulduğu gibi gitmedi. demokrasinin en uygun şekli olan doğrudan demokrasi uygulaması şekli ve zaman olarak pek fazla fırsat bulamadı ve halk ile siyasi iktidar arasında politikacı adı verilen bir grubu yerleştiren temsili demokrasi uygulamasına geçildi.
    günümüzde çağdaş demokrasilerde politik karar alma sürecinde siyasal aktörlerin (politikacıların,bürokratlar,çıkar grupları,seçmenler) özel çıkar sağlamak gayesiyle toplumda mevcut hukuki,dini,ahlaki normları ihlal edici davranış ve eylemlerde bulunmalarına politik yozlaşma adı verilmektedir. rüşvet,zimmet ve adam kayırmacılık geleneksel toplum yapısında yaygın olarak görülen politik yozlaşma türleridir. oysa günümüzde modern toplum yapısında siyasal kayırmacılık,hizmet kayırmacılığı,patronaj,logrolling,sübvansiyon,lobicilik ve rant kollama gibi politik yozlaşma türleri ortaya çıkmıştır.

    rant kavramı

    rant,üretim faktörlerinden toprağın ve diğer kaynakların üretimden aldığı paya verilen isimdir. üretim sürecine katılan emek faktörünün gelirine faiz,teşebbüsün gelirine kar,toprak faktörünün gelirine ise rant adı verilir. iktisat biliminde bugün dahi geçerliliğini koruyacak şekilde açıklayan klasik iktisatçılardan david ricardoya göre rant;doğanın cömertliğinden değil tersine cimriliğinden doğmaktadır. ricardo rantın toprağın kıt olması ve bunun sonucunda fiyatların artması ile elde edilen bir değer olduğunu ifade etmektedir.
    rant sağlama ile rant kollama arasında belirgin önemli bir fark söz konusudur. rant sağlama;mülkiyet hakkının meşru olduğu bir toplum düzeyinde söz konusudur. rant kollama ise rant sağlamadan farklı olarak gayri meşru bir eyleme verilen isimdir.
    rant kollama kavramını daha iyi anlamak için gerçek rant ile suni rant arasındaki ayrımın iyi yapmak gerekir. gerçek rant arzı sabit ve kıt olan toprağın ve diğer doğal kaynakların gelirine verilen addır. suni rant ise bizzat devlet tarafından bazı ekonomik faaliyetler üzerinde sınırlamalar konulması veya ekonomik faaliyetleri bizzat devlet tarafından düzenlenmesi suretiyle ortaya çıkmaktadır. işte rant kollama çıkar ve baskı gruplarının devlet tarafından yaratılan bir suni rantı elde etmek için girişmiş oldukları faaliyetlere verilen addır. rant kollama devletten ekonomik ve sosyal transfer elde etmek amacıyla çıkar ve baskı gruplarının lobicilik faaliyetleri ile bu amaçla yapmış oldukları harcamalar şeklinde tanımlayabiliriz.

    rant kollama ve aşamaları

    rant yaratma: devletin iktisadi faaliyetlerden mal ve hizmetler yönünden suni kıtlık meydana getirmesine verilen addır. rant kollamanın ortaya çıkmasının temeli devletin bazı iktisadi faaliyetleri düzenlemeye ve kontrole tabi tutmasıyla ve bazı iktisadi faaliyetler üzerine sınırlamalar getirmesi suretiyle ortaya çıkmaktadır.
    rant dağıtma: devletin suni kıtlık sonucu yarattığı rantı belirli kesimlere aktarması olayıdır. rant bazen devlet tarafından rekabetçi bir piyasada dağıtabilir. rekabetçi olmayan piyasada ise devlet belirli bir kişi ve çıkar grubu özel bir işlemle veya yasal bir düzenleme ile bir rant elde etme fırsatı yaratmaktadır.

    rant kollama teorisi

    1-monopol kollama:devlet tarafından imtiyaz hakkı verilen bir monopolün elde edilmesi için çıkar ve baskı gruplarının girişmiş oldukları lobicilik faaliyetleri ve bu amaçla yapmış oldukları çalışmalara monopol kollama adı verilir.
    2-tarife kollama: baskı ve çıkar gruplarının yurt içi piyasada karlarını maksimum düzeye çıkarmak için belirli mal ve hizmetlerin ithalinde tarife uygulanması veya ithalatın yasaklanması için girişmiş oldukları harcamalara tarife kollama adı verilir.
    3-lisans kollama: ithalata tahsisli kotalardan lisans belgesi almak için yapılan lobicilik faaliyetlerine lisans kollama adı verilir.
    4-kota kollama: ithalatın kota ve kontenjan sistemine tabi olduğu kurumlarda çıkar ve baskı gruplarının global kota ve tahsisli kotaların arttırılması girişimlerine ve bu amaçla yapmış oldukları harcamalara kota kollama adı verilir.
    5-teşvik kollama: çıkar ve baskı gruplarının devletten iktisadi gayeli mali yardımlar (faizsiz veya düşük faizli krediler destekleme alımları,vergi istisna ve muafiyetleri) elde etmek için girişmiş oldukları faaliyetler teşvik kollama veya sübvansiyon kollama olarak adlandırılır.
    6-tüyo kollama: bir şirkette şirketle ilgili üçüncü şahısların açıklanmamış bilgilerden yararlanarak ve bu bilgileri başka kimselere sızdırmak suretiyle menkul kıymet piyasalarında haksız bir kazanç elde etmeleri veya karşılaşacakları muhtemel bir zarardan kurtulmalarına insider training adı verilir.
    kamu iktisadi kuruluşlarının hisse senetlerinin devlet tahvili ve hazine bonolarının satışında insider training ortaya çıkabilmektedir. insider training ve tüyo kollama rant kollamanın bir başka türünü oluşturmaktadır.
    7-sosyal yardım kollama: ekonomide kişi ve kurumların lobicilik yaparak devletten bir sosyal gayeli mali yardım elde etme faaliyetlerine sosyal yardım kollama adı verilir.

    rant kollamada çikar ve baski gruplarinin rolü ve etkileri

    rant kollama olayında iki taraf vardır. biri rant yaratan ve dağıtan kesim diğeri rant elde etmeye çalışan kesimdir. rant devletin bazı ekonomik faaliyetleri kendi monopolünde gerçekleştirmesi,bazı ekonomik faaliyetlere yasal engeller getirmesi,bazı sektörlere teşvikler sağlaması gibi nedenlerle ortaya çıkmaktadır. kısaca rant devletin ekonomiye olan müdahalelerinin sonucudur. rant kollayan kesim ise bireysel rant kollayan ve kurumsal yani örgütsel rant kollayanlar olarak ikiye ayrılır.
    bireysel rant kollama herhangi bir örgüt ya da kurum kanalıyla değil bireysel olarak devletten bir ekonomik transfer elde etme gayretine verilen isimdir.
    kurumsal ya da örgütlü rant kollama ise ortak menfaatleri etrafında birleşen ve bunları gerçekleştirmek için örgütlenen kesimin devletten ekonomik transfer elde etmek gayretine verilen isimdir.
    bu şekillerde rant kollamaya çalışanlara çıkar ve baskı grupları adı verilmektedir. ekonomik çıkar ve baskı grupları rant kollamada siyasal iktidarı ve bürokrasiyi çeşitli yollardan etkilemeye çalışır. baskı yöntemleri şu şekildedir:
    1-ikna: ortak çıkarlar doğrultusunda rapor araştırma ve inceleme vb doküman yayınlayarak bürokrasiyi ve siyasi iktidarı etkilemeye çalışabilirler.
    2-lobicilik: bu gruplar hükümet üyeleri yasama organları üyeleri ve bürokratlarla gizli görüşmeler yaparak kendi çıkarları doğrultusunda yasal düzenlemeler yapılmasını sağlayabilirler.
    3-seçim kampanyası yardımları: seçim öncesi ve sonrasında siyasal iktidara parasal ve ayni yardımlar yapabilirler.
    4-rüşvet: hükümet üyelerine ve bürokratlara rüşvet vermek suretiyle rant sağlanabilir.
    5-tehdit: siyasal iktidarı bir sonraki seçimde desteklememe ve medya yoluyla yıpratmaya çalışma
    6-sabotaj: hükümet çalışmalarını baltalama söz konusu olabilir.
    7-toplu eylem: grev,boykot,mitingler gibi yollarla toplu eylemlere girişilebilir.
    8-medya: kitle iletişim araçları ile siyasal iktidarı destekleme kampanyası yürütülebilir.

    rant kollamanın sosyal maliyeti

    iki tür sosyal maliyet söz konusudur. birincisi görünür sosyal maliyet ikincisi görünmez sosyal maliyet olarak adlandırılır. görünür sosyal maliyet bütçe maliyetidir. buna parasal maliyet denir. bireysel ve kurumsal düzeyde rant kollama faaliyetleri ve bu yönde harcamaların rakamsal tutarı bütçe maliyetidir. bütçe maliyetinin hesaplanması rant kollama harcamalarının toplam bütçe harcamaları gsyih ya da gsmh içerisindeki payının bilinmesi önemlidir.
    görünmez sosyal maliyet ise fırsat maliyetidir. fırsat maliyeti rant kollama yerine doğrudan verimli olan iktisadi faaliyetlerde bulunma halinde milli gelire yapılacak olan katkı tutarıdır. rant kollama doğrudan verimli olmayan bir faaliyettir. bu nedenle bu tür faaliyetlerde fırsat maliyeti önemlidir.

    katz ve rosenberg tarafından yapılan araştırmalara göre az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerdeki rant kollama harcamaları oransal olarak gelişmiş ülkelereden çok daha fazladır.

    türkiye’de rant kollama ve rantiye ekonomisi

    cumhuriyetten günümüze çeşitli rant kollama olayları süre gelmiştir. özellikle ithal ikamesine dayalı içe dönük bir sanayileşme stratejisinin geçerli olduğu 1960-1970li yıllarda lisans kollama ve kota kollama adı verilen rant kollama olayları yaygınlık göstermiştir. ülkemizde rant kollama olaylarının özellikle 1980 sonrasında yaygınlık kazandığı görülmüştür. ülkemizde 1980 sonrasında reel ekonomiden transfer ekonomisine doğru bir yönelme olduğu görülmüştür.

    bazı rant kollama hareketleri şöyledir:

    a) ihracatta teşvik kollama ve hayali ihracat

    ülkemizde 24 ocak 1980 ekonomik istikrar programı ile ithal ikamesine dayalı sanayileşme stratejisi yerine ihracatı arttırmayı, ithalatı ise serbestleştirmeyi hedefleyen bir dış ticaret politikası benimsemiştir. ihracatı teşvik etmek için pek çok kolaylık sağlanmıştır. bu teşvikler ise pek çok şekilde gerçekleştirilen ve toplam ihracat içerisinde önemli bir paya sahip olan hayali ihracatı öne çıkarmıştır.

    b) yatırımlardan teşvik kollamave hayali yatırım

    yatırımlarda teşvik alınan vergilerin devlet eliyle öngörülen yatırım hedefleri doğrultusunda belirli kesimlere transferini ifade eder. teşvikler özel tüketim ve yatırım malları arzının genişletilmesinde önemli bir yere sahiptir. teşvik sisteminin etkinliği ve yararı asıl susbanse edilmesi gereken potansiyel üreticilerin ve yatırımcıların sapttanmasına bağlıdır. ülkemizde yatırım teşviklerinde çok önemli yozlaşmalar özellikle 1980 sonrasında sıkça rastlanılan bir durumdur.

    c) korumacılık ve tarife kollama

    dış ticaret alanında başlıca üç tür rant kollama vardır. tarife kollama,lisans ve kota kollamadır. 1980 sonrasında ithal ikamesine dayalı dış ticaret rejiminden ithalatı serbestleştirmeyi ve ihracatı teşvik etmeyi amaçlayıcı bir dış ticaret rejimi benimsenmiştir. ülkemiz avrupa topluluğunun ve genel ticaret ve tarifeler anlaşmasına üyedir ve bu üyeliğin yükümlülüklerinin yerine getirmesi 1980 sonrasında tarife kollama olayını gündeme getirmiştir. çıkar ve baskı grupları her yıl sonunda ithalat rejimi hazırlanırken hükümet ve bürokrasi üzerinde yoğun bir şekilde baskı yapmaktadırlar.

    d) bütçe dışı fonlar yer altı kamu sektörü ve rant kollama

    ülkemizde 1984 sonrasında sayıları hızla artan bütçe dışı fonlar ile vergi mükelleflerinin ödedikleri vergiler,fonlar kanalıyla kime ve niçin verildiği bilinmeyen bir transfer ekonomisinin aracı haline gelmiştir.

    e) özelleştirme ve rant kollama

    ülkemizde özelleştirme ve hazırlık çalışmalarının yapılması ve daha sonra şirketlerin özelleştirilmesi aşamasında yabancı ve türk danışma firmalarından ve bankalardan yararlanılmıştır. özelleştirmede gizlilik ve rant yaratma devlet tarafından gündeme getirilmiştir. bu durum ise yerli ve yabancı yatırımcıları rant kollama faaliyetlerine sürüklemiştir.

    sonuç

    devletin büyümesi,görev ve fonksiyonlarının genişlemesi rant kollama faaliyetlerinin artmasına neden olur. rant kollama aşırı devlet müdahalesinin bir sonucudur. özellikle son elli yılda pek çok ülkede devletin milli ekonomi içindeki payı iyice artmıştır. devletin ekonomiye yaptığı dolaylı ve dolaysız müdahaleler genişlemiştir. devletin büyümesi ile ortaya bir rant kollayan bir toplum çıkmıştır. bu toplum doğrudan verimli iktisadi faaliyetlerde bulunarak ekonomiye katkıda bulunmak yerine,devletten karşılıksız bir transfer elde etmenin daha kolaydan elde edilen bir kazanç olduğunu görmüştür.

    kaynakça

    .aktan, coşkun can, politik iktisat,2000
    .egiad; türkiye dünyanin neresinde,1999
    .yilmazcan, dilek, vergi sorunlari dergisi
    .eker, aytaç, aktan coşkun can, kamu tercihi ve anayasal iktisat
    .buchanan james, 1992
    .savaş, f.vural, anayasal iktisat, 1989
    .ak, bülent, maliye bakanliği denetim elemanlarinin performansi, vergi dünyasi, sayi 146, ekim, 1993
    .akdoğan, abdulrahman, vergi incelemesi, doçentlik tezi, ankara, 1979
    .aslan abdullah, vergi denetimi ve vergi denetiminde etkinliksorunu, vergi dünyasi, sayi 185, ocak 1997
    .cesur, ahmet, yetkiner, erkan, kayitdişi ekonominin vergilendirilebilmesine yönelik öneriler, vergi dünyasi, sayi 159, kasim 1994
    .http://www.gelirler.gov.tr/ gelirler genel müdürlüğü, denetim birimlerince yapilan vergi inceleme sonuçlari
    .http://www.gelirler.gov.tr/, gelirler genel müdürlüğü, vergi denetim kadrolari
    .http://www.gelirler.gov.tr/, gelirler genel müdürlüğü, vergi kanunlari uygulamasiyla ilgili olarak türkiye genelinde yaptirilan yaygin ve yoğun vergi denetimi sonuçlari

    (bkz: yolsuzluk operasyonları)
  • valla şu ortamda yazsam mı yazmasam mı bilemedim ama bir zamanlar sempati duyduğum sırf teneke kafalara rağmen iktidara gelebildiği için ufaktan sevindiğim akp elemanlarının önemli fonksiyonlarından biri haline geldiğini de birinci elden gördüm bunun.

    yazıyorum çünkü zulmü görüp de müdahale etmeyen ,en azından sesini çıkarmayan da zalimler grubuna transfer olabiliyor, yoksa bir haftada memleketi çökertip yurt dışı biletlerinizi hazırlayın paranızı dolara yatırın diye hemşehrilerine haber uçuran sözde sosyal demokratları da gördük 2001 de o yüzden politik bir ifade değil benimki.

    şimdi: başbakanın hısımlık kurduğu ailelerden bir fert ile zamanında yakın temas içinde iken şahit oldum bu duruma, bi kalantor abimiz şehrin olmadık bir yerine bir benzin istasyonu açmak istiyor ama bir türlü ruhsat alamıyordu , bu hısım arkadaşımıza müracat etti halledebilir miyiz diye ,o da bi kapıyı açmak için şu kadar bin dolar gerek dedi verdiler ,o kapıya ulaştıktan sonra o kapı başka bi kapı için bilmem ne kadar bin dolar istemiş onu da verdiler ,en son hangi kapıya ulaştılar bilmiyorum ama paralar uçtuğu gibi o benzin istasyonu işi de olmadı şahit olduğum kısım bu. mışlar ve mişler ise gırla gidiyor örneğin istanbulun pek de mutena olmayan ilçelerinden birinin belediye başkanı bu arazi tırpanlama işine doğrudan bakıyor-muş genel organizasyona o bakıyormuş anlatılanların onda biri bile doğru ise durum fena.

    yine bürokrasiden bir arkadaşım gelmiş geçmiş en hırsız güruh lafını etmişti ki o da benim gibi başta iyi oldu lan diyenlerdendi.

    bu yolsuzluk işi yarın ciddi biçimde ayaklarına dolanıp alma mazlumun ahını haline gelecek gibi geliyor bana.
  • kendimi bildim bileli -ki bu özal'lı yıllara denk gelir- bu ülkenin gündeminden yolsuzluk hikayeleri eksik olmadı. siyasetin her şeyden önce kişesel bir yatırım olduğu bu düzende, aksi, eşyanın tabiatına aykırı olurdu.

    mevcut parlamenter sistemin ve seçim kanunun umutsuzluğunu bir yana bırakarak; yolsuzluklar geniş kitlelerin oy verme tercihini etkiler mi? diye soracak olursak, verilebilecek yanıt olumsuzdur. hepimiz kir göstermeyecek kadar pisliğe bulanmışken etik değerler, yalnızca sorulduğunda beyan ettiğimiz öğretilerdir. yapacağımız en ufak bir iş için adamını bulmak zorundayız. herkes projesinin hayata geçmesini sağlayacak bir adam arıyor. iş bulmak için bile ikili ilişkilerin şart olduğu bir ortamda "çalana" ancak gıpta edilir.

    dedem bu sene 86 yaşını tamamladı. her geçen gün duyma kaybı artan kulaklarını aşıp ülke gündemini ona anlatabildiğimde "sen ya da ben o koltukta olsak çalmaz mıyız?" diye soruyor ve sayısalın bu hafta devredip etmediğini merak ediyor, çünkü devretmediğindeki ikramiyeyi beğenmiyor, emekli maaşıyla geçinen dedem.

    halkın bu ülkedeki siyasetçilerden beklentileri "çalsın, ama yapsın" şeklindedir. akp öncesi iktidarların halk nezdinde kaybolmalarının nedeni, çalmalarından ziyade, yapmamalarındandır. akp'nin ne kadar yaptığı ayrı bir konu, ama halk sofrasında derin umutsuzluğa düşmeden bir başkasına oy vermez.

    yığınla insanın kıpkızıl yoksulluğunun ayıp olmadığı bir toplumda, yolsuzluğun ayıp olması beklenebilir mi?
  • son süreçte yaşananların 1/10'u uzak doğuda olsaydı, siyasal harakiri yapılmıştı çoktan. ama ortadoğu'da işler öyle yürümüyor. birileri deveyi tümevarım yoluyla yutarken,yargı tarafından tasnif edilmiş bakanlar istifa ediyor. peki yeterli mi? bir hükümetin istifası için yeterli mi?

    evet. suçu devrecilik yaparak, kara muratların üstüne sallayıp uyumaya gitmek olmamalı. savcı engellendim diyor, yargı bağımsızlığı, kendi binasında kuşatılmış bir durumdayken yolsuzluk ve usulsüzlüklerin üstüne nasıl gidebilir? memlekette bir isimcilik, şekilcilik almış atını üsküdar'da sulamaya bile çıkmış. başbakan halen hesaplaşma derdinde. o zaman yargıyı bırakacaksın, hesaplaşacaksın halkla, soruşturmayla. bu iş, şeffaflık, altını çizdiğiniz demokrasi böyle işler.

    ibn-i haldun'dan max weber'e uzanan karizmatik lider fenomeni çökmüş durumda. neyin kafasını yaşıyor bunlar diye sorarlar adama. bakanları sapır sapır dökülen, bakan evlatlarının kutuları dolarlarla doluyken bu kirli ve saçma inat ancak tarihin yazacağı üçüncü sayfa haberi kalitesi taşır.

    memleket ya muz cumhuriyeti hakkaten ya da pırasa demokrasisi. siyasal etik? demokrasi? şeffaflık? halka hesap? yargı üstünlüğü?

    liderin biri cehenneme düşmüş. orada ona saatleri göstermişler herkes ne kadar yalan söylediyse o kadar döner saat demişler. hemen rakibinin odasına bakmış, saat yok. şaşırmış bu yalan söylemiyor mu hiç ? demiş. onu cehennemin bekçisi vantilatör olarak götürdü demişler. şu andaki saat hareket etmiyor. neden mi? çünkü ışık hızında hareket görülmez.
  • (bkz: hacılamak)
  • o kadar uzun bir zamandır yokmuş gibi davranılıyor, yazılı-görsel basında o denli uzun zamandır ağza alınmıyordu ki bir ara ciddi ciddi türkçe'den sonsuza kadar çıkacak diye korkuyordum. dile ilk ne zaman bu haliyle, bildiğimiz anlamıyla girdi, muamma. beş altı yüz yıl öncesinde, "doğruyla yanlışı, hayırla şeri birbirinden ayıramayan, hak yoldan sapan, edepten çıkan, münasebetsiz işlere kafa yoran, usul erkan teamül nedir bilmeyen, bilse de görmezden gelen, kustahane davranan"lar için yolsuz, bi-rah gibi kelimeler kullanılıyordu. muhtemeldir ki geçen yüzyılda kelimeye -lık eki getirilmek suretiyle şu anki anlamına evrildi ve 80'ler 90'larda iyice tavan yaptı. çocukluğu, gençliği 90'larda geçmiş olanlar hatırlar; güne uyanıldığında bu sabahki gibi duyulan ilk kelimelerdendi. iski'si, mercümek'i, italya'da bu işlerin kökünü kurutmuş savcı di pietro'su dönemin kolektif kelime haznesinde enikonu yer ediyordu. sonra malum dönem başladı memlekette. yenilik vazeden her güç, her dönem gibi kendi dilini, kendi hakikatini belletmeye mesai harcadı. bir zamanların meşhur kelimesi yolsuzluk için de sanki eşya aleminde aslında hiç varolmuyormuş da bu nedenle kavramsal karşılığına gerek duyulmamış gibi davranılmaya başlandı. halbuki onun orada olduğunu, aslında hiç gitmediğini, hatta daha da beter, daha da derin bir hal aldığını kör agop bile görüyor, birçok namuslu, hak bilen insanın dilinde tüy bitiyordu. ama idareci-yöneten düzeyinde öyle boktan, öyle naçar bir memleketiz ki, haksızlığın, kötülüğün, hırsızlığın ifşa olması için illa ki menfaat çatışmaları yaşanması, çıkarı zedelenenlerin karşı taarruza kalkışması gerekiyor.
  • avrupa'da istifa, japonya'da intihar, türkiye'de internet kapatmayla sonuçlanan kirli siyaset.
  • örnekle anlatayım; ben orospu olayım mesela, benim çocuk da orospu çocuğu olsun. bu orospu çocuğu gidip bakkaldan sakız çalıyor bakkalın haberi olmadan. daha sonra birisi bakkala orospu çocuğunun bakkaldan sakız çaldığını söylüyor. bakkal dövecek orospu çocuğunu yakalarsa. orospunun çocuğu (baş tarafı unutanlar için benim çocuğum bu) geliyor bana, diyor ki ben bi bok yedim, ben de diyorum ki (orospuyum ya) aferin, gel beraber geçeriz bakkalın önünden. bakkalın önünden geçerken bakıyor bakkala orospu çocuğu azıcık korkarak, bakkal da gülüyor bana dişlerinin arasından. ben orospu olmasam, bu çocuk da orospu çocuğu olmasa kesin yolsuzluk olurdu ama. ama ben orospu olduğumdan, çocuk da orospu çocuğu olduğundan şimdi bu yolsuzluk değil mesela benim anladığım kadarı ile günümüz örneklerinden.
  • ''bizim demokrasimizin son hali, en geniş haliyle yolsuzluktur.'' -gore vidal
  • afganistan'da bir hayalet ordu meselesi var.

    bizdeki bankamatik memurlarına benzer bir durum. ordu personeli olarak kayıtlı olan, maaş alan fakat fiziksel ortamda hiç görülmeyen insanlar var ve bunların sayısının 100bin'in üzerinde olduğu söyleniyor.

    --- spoiler ---

    "güvenlik güçlerinin sayısı doğru değildi" diyen lame, şöyle devam etti:

    "ordudaki asker sayısı her ne kadar 300 bin kişi olduğu iddia edilirse de bu gerçeği yansıtmıyor. gerçek sayının 150-200 bin olduğu iddia ediliyor. "hayalet ordu" diye söylenen iddialar bir yere kadar doğrudur. örnek olarak 300 bin kişi için bütçe ayrılırdı. amerika ve batı'dan yardım alındığında bunun büyük miktarı üst düzey devlet yöneticilerinin cebine giriyordu. taliban'a karşı afganistan ordusu özel kuvvetler (komandolar) bir yere kadar direnç gösterdi. bunların da gerçek sayısı 30 bin civarıydı. ancak ordunun diğer kısmı taliban'a karşı savaşta moralini kaybetmiş durumdaydı. çünkü merkezi hükümet tarafından ihtiyaç odluğu zamanında desteğin ulaşmaması askerlerin moralinin kaybolmasına neden oldu."
    --- spoiler ---

    independent türkçe

    afganistan konusunda uzman değilim. bilip bilmeden cahilce bir laf etmek istemem. ama görüldüğü üzere bu hayalet askerler büyük bir yıkıma sebep olmuş. bugün afganistan'da insanlar uçakların kanadına tutunup kaçmaya çalışıyorsa, bu denli çaresiz kaldılarsa 100bin kişilik hayalet askerlerin payı epey büyük. çünkü bunlar hem kaynakların verimsiz harcanmasına hem de ordunun moralinin ve disiplinin yerle bir olmasına sebep olmuş.

    sözlükte birkaç kişinin "afgan ordusu taliban ile niye çatışmadı" diye sorduğunu görmüştüm. nasıl çatışsın? adam aslında yok.

    yolsuzluk, bir kişinin hak etmediği bir miktar parayı edinmesinden ibaret değildir. toplumu ve kurumları çürütür, işlevsizleştirir. afganistan'da bunun örneğini görmüş olduk.
hesabın var mı? giriş yap