7 entry daha
  • panahi ve kiarostami'nin gazetede okudukları gerçek bir haberden yola çıkarak yapmaya karar verdikleri film. senaryosu kiarostami'ye ait. hikayenin ana karakteri hossein, işçi sınıfından gelen, iran ırak savaşı esnasında cephelerde savaşmış, depresif, etrafına şaşırtıcı şekilde ilgisiz ve kullandığı ilaçlar yüzünden dış görünüşü değişen bir pizza dağıtıcısı. filmin bir kısmında pizza götürdüğü evlerin birinde, yemek siparişi verenin aslında cephedeki eski komutanı olduğunu farkediyor. komutanın evininin içinden neşeli bir müzik sesi ve kadın kahkalaraı duyuluyor. yönetmen burda seyirciye iki seçim sunuyor, ama zannımca bu seçim iranlı izleyiciler dışındaki izleyiciler için pek bir anlam ifade etmiyor. dönemin devrim muhafızları, cephedeki komutanlar, ve kısaca 'hacı' diye tabir edilen bu kitle toplumda bu muhafazakar, kökten islamcı tavırlarının ekmeğini çok yiyen, bu sayede herşeye sahip olan bir kitle. dolayısıyla bu parti, hacı'nın savundukları değerlerle taban tabana zıt bir olay. panahi seyirciye, 'evet bu insanlar yalancı iki yüzlü' ya da 'hayır, onlar da insan onların da eğlenmeye hakkı var' şeklinde iki seçim sunuyor, filmin diğer kısımlarında da yer yer bu tarz seçimler yapmak zorunda bırakılıyor seyirci. komutanı da hossein'e çok değiştiğini, onu tanıyamadığını söylüyor, hossein de kullanmak zorunda olduğu kortizol'den bahsediyor (bkz: cushingoid yüz görünümü) , ama kinayeli bi şekilde kendisinin de komutanı tanıyamadığından bahsediyor.
    hossein film boyunca tüm olaylara rahatsız edici bir şekilde kayıtsız, ancak tepkisiz kalamadığı bir olay var. gittikleri lüks kuyumcuda uğradığı aşşağlayıcı tavır! kuyumcuya ilk gittiğinde içeri bile alınmayan hossein, takımları çekip kravatı da takıp gidince bu sefer içeri alınıyor ama yine tavırları onu ele veriyor ve kibarca kovuluyor. film boyunca karşılaştığı haksızlıklar da bu olayın üstüne binince, filmin başında (ve aslında sonunda) gördüğmüz sahneye zemin hazırlanmış oluyor.
    filmin ilginç özelliklerinden birisi de profesyonel olmayan oyuncuların yerinde kullanımı. gerçek hayatta da pizza dağıtıcısı ve şizofreni hastası olan hossein başrol için son derece uygun bir seçim olmuş. filmde hossein'in bu hastalığına değinmiyor panahi, belki de filmdeki karakterin topluma bu denli uzak olması ve bunu seyirciye iyi bir şekilde yansıtması karakterin hastalığı yüzündendir, bilemeyiz. hossein'in amatörlüğü, filmdeki olay örtüsü ile de örtüşüyor. filmde hossein olaylara yön veren bir kahramandan ziyade, kaderin elinde sağa sola savrulan ve olayların çoğuna sadece tanıklık eden biri olarak görünüyor zira.
    edit: imla.
8 entry daha
hesabın var mı? giriş yap