hesabın var mı? giriş yap

  • “sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmazsınız.”

    tam bir polyannacılık örneği, adı üzerinde iş işte, tamam işimizi sevelim(ben çok seviyorum) , ne kadar sevebiliriz ama? sahilde biranla pineklemekten daha keyifli hangi iş olabilir? söyleyiniz bana.

  • topaç. apartuman hayatı zor hakkaten de!

    dışarıda oyna diyeceklere peşin bilgi: dışarıda oynamaya cesaretim yok. 55 yaşında kadınım, kendime göre bi ağırlığım var, dünürlerim var... (duvarlarım kendimden, çaylar şirketten. her zamanki gibi)

    aslında döndürmeyi beceremiyorum. yapabilsem bi...

  • düşündüm benimkiler de büyüdükçe çekti mi diye. çocukken en büyük hayalim neydi, şimdi ne diye... motorlu kanatlardı, yelek gibi giyiyorsun düğmesine basıyorsun çalışıyo. burada yok ama almanyada falan kesin yapmışlardır bunu. bizim de almanyada benim tanımadığım bi akrabamız oluyo, istanbul'a gelirken bana bunlardan getiriyo bi tane. her gün kanatlarımı takıp bizim sokağın üzerinde uçuyorum . bütün çocuklar bi tur istiyo, hiçbirine vermiyorum. yalnız oğuz isteyince onu da yanıma alıp uçuyorum. karşı apartmanın çatısına tünüyoruz beraber, orada çekirdek yiyoruz. çok spesifik olarak çekirdek ama. romantik buluyormuş olmalıyım.

    yaklaşık 25 yıl geçti, şimdiki hayalim daha az mekanik. basit bir hamak. limon ağacının altında bir hamak, o kadar. yıldızları gören bir yerde olsun. bir de güzel bir ses sistemi olsun, müzik olsun hep. içimden geçen o anda çalınsın. karşımda bir dağ olsun. mümkünse hep gece olsun, ve hep dolunay yükselsin o dağın tepesinden. limon ağacının dalında bana arkadaşlık edecek bi cırcır böceği olsun yeter. hiç konuşmasın, sadece bi ayağıyla müziğe ritm tutsun sakin sakin, ki bileyim o da seviyor çalanı. karnım hiç acıkmasın ama limitsiz içecek olsun ve ne kadar içsem de hiç çişim gelmesin. bak düşündükçe hayal komplikeleşiyor. oysa haftalardır "sadece bi hamak" deyip duruyordum. belki de insan büyüdükçe hayalleri küçülmüyordur da, hayal kurmaya zaman ayırmadığı için detayları modellememiş, ilk aklına gelen dilekte yorulup bırakmış oluyordur?

  • insanların parasını verip izlediği bir platforma karışmaya cüret edebilecek leşlikte olan ve beş para etmez tipler tarafından yönetilen bir devlet kurumunun akıllara durgunluk verecek açıklaması. bir de hepsi rte ağzıyla konuşmuyorlar mı... 3 sene sonra hepinizin kökü kazınacak, rahat olun.

  • harry potter evreninin en sevilen sihirli eşyalarından biri olmasına rağmen arkasında bıraktığı iki soruyla bilinen harita.

    1) snape gibi deneyimli bir büyücünün bile açmayı başaramadığı haritayı fred ve george weasley nasıl çözdü?
    2) weasley kardeşler nasıl oldu da kardeşlerinin yıllardır yanında peter pettigrew denilen bir adamla dolaştığını fark edemediler?

    ilk soru belki üstü kapalı da olsa cevaplanabilir ama ikinci sorunun net bir cevabı yok. harry potter evreni açısından rowling'in açıkça çuvalladığını kabul etmemiz gerekiyor.

    fred ve george weasley, çapulcu haritasını birinci sınıfta cezaya kaldıklarında filch'in odasından çaldılar ve sonrasında kullanmaya başladılar. bildiğiniz üzere haritanın açılması için "bütün ciddiyetimle yemin ederim ki hayırlı bir şey düşünmüyorum" denilmesi gerekir. kimin aklına eline aldığı kağıt parçasına bu sözleri söylemek gelir?

    2005 röportajında rowling bu konuyu "yemin ederim ki iyi bir şey düşünmüyorum demek tam da fred ve george'luk bir şey değil mi?" diyerek açıklıyor. birisi tam sözcükleri nasıl bulduğunu sorduğunda ise haritanın onlara yardım ettiğini, onların da giderek yaklaştığını ve en nihayetinde başardıklarını söylüyor.

    bu, bir noktaya kadar kabul edilebilir bir açıklama. harita, snape'in eline geçtiğinde onunla alay etmişti. haylaz öğrenciyle öğretmeni fark edebilecek şekilde tasarlandıysa kendini fred ve george'a açmış olabilir.

    peki, peter pettigrew? fred ve george nasıl oldu da fark edemediler? bakın şu olabilir: muhtemelen onlar okula başladıklarında ve haritayı ele geçirdiklerinde bu sirius black/peter pettigrew hikayesi çoktan geride kalmıştı. adamın kim olduğunu ya da tüm büyücü dünyası tarafından ölü sanıldığını bilmeyebilirler. burada hikayeyi imkansız kılan şey pettigrew'ün fred ve george'un kardeşleriyle takılması. yoksa harita okuldaki herkesi gösteriyor. eğer pettigrew haritanın ravenclaw ya da başka bir bölümünde adı geçen biri olsaydı muhtemelen tanımadıkları bir öğrenci olduğunu düşünüp hiç umursamayacaklardı bile. sonuçta okuldaki her öğrenciyi tanımak zorunda değiller.

    pettigrew meselesini bu kadar karmaşık hale getiren onun önce percy'nin, sonra ron'un faresi olması. ikizler okula başladıklarında percy üçüncü sınıftaydı ve yanında scabbers vardı. percy beşinci sınıfa geçince fareyi ron'a verdi. böyle bir haritayı buldukları andan itibaren her şeyi karıştıracaklarına emin olduğumuz ikizlerin percy'nin yanındaki peter isimli kişiyi hiç fark etmemelerine ya da merak etmemelerine inanmamızı mı bekliyor rowling? üstelik ikizler percy'nin peşinden gitmeyi ve ona şaka yapmayı seviyorlardı. şunu da unutmamak gerekir: pettigrew muhtemelen vaktinin çoğunu griffindor kulesi'nde geçiriyordu. büyük olsalıkla kuledeki herkesi tanıyan ikizler arada sırada haritaya girip çıkan "peter" isimli birini nasıl fark etmediler?

    sonrasında fare ron'a geçti ve işler daha da karıştı çünkü ron geceleri faresiyle uyuyordu. her türlü yaramazlığı yapan ikizler gece haritayı açtıklarında ron'un peter isimli biriyle uyuduğunu nasıl fark etmediler? burada esas ortalığı karıştıran percy ve ron'un diğer binalarda okuyan rastgele öğrenciler olmak yerine ikizlerin kardeşleri olmaları. algıda seçicilik denen bir şey var. fred ve george haritayı beşinci sınıfa geldiklerinde harry'ye verdiler. o beş yıl boyunca kardeşlerinin yanındaki peter'ı nasıl hiç fark edememiş ve merak etmemiş olabilirler?

    bu noktada fanlar şöyle bir tez sunuyorlar: "harita sadece insanları gösteriyor. hayvanları, animagusları ya da sihirli yaratıkları göstermiyor."

    azkaban tutsağı'nın onuncu bölümünde harry daha haritayı eline alır almaz mrs norris ve peeves'ı görüyor. sonrasında on yedinci bölümde ise bizzat lupin hem pettigrew'ü hem de sirius'u animagus formlarında görüyor. bunlar filmde değil, kitapta olan bölümler. bu iddia her şekilde çürüyor.

    bir diğer iddia "haritanın kurucularının sadece birbirleri tarafından görüldüğü ve diğer kullanıcıların onları göremediği" yönünde. bu iddia kazanabilir ve bütün bu çuvallamayı çözebilirdi eğer snape haritayı görmeseydi. snape, azkaban tutsağı'nın on sekizinci bölümünde bağıran baraka'ya lupin'in odasında açık bulduğu haritayı alarak gidiyor ve o harita üç çapulcu üyesi var: patiayak, aylak ve kılkuyruk. zamanında haritaya bu tür bir sınırlama getirilseydi -snape'in çapulcuların baş düşmanı olduğu gerçeği düşünülürse- onları görmesi engellenen ilk kişi snape olurdu. bu teori de battı. (bu arada filmde harry'nin pettigrew'ü gördüğü sahne kitapta yok.)

    başka bir teori: "harita tek bir sayfadan oluşmuyor, kat kat sayfaları var. fred ve george griffindor kulesi'nde kimseden korunmak zorunda olmadıkları için haritanın o kısmını açmadılar, sadece kullanacakları kısmı açtılar."

    ikizlerden beklenecek olan şey haritayı ele geçirdiklerinde her tarafını didik didik imcemeleri. sonraki yıllarda haritanın griffindor bölümüne bakma ihtiyacı duymayabilirler ama sonuçta bu haritanın tek özelliği gizli geçitleri göstermesi değil, kimin nerede olduğunu göstermesi. ayrıca haritanın hangi kısmının griffindor kulesi olduğunu anlamaları için bile incelemeleri gerekir ve pettigrew, ikizler birinci sınıftayken percy'nin faresi olarak okuldaydı. ek olarak, percy ve ron da hogwarts'ta geçirdikleri vaktin tamamını kulede geçirmediler, hiç mi denk gelmedi? hele ki ron'un faresini cebinde taşımak gibi tuhaf bir huyu varken nasıl sürekli kaçırabildiler?

    bazı fanlar tesadüf iddiasıyla geliyor: "fred ve george haritayı her kullandığında peter tesadüf eseri bahçede ya da okulun başka yerindeydi. ron ve percy'nin yanında olmadığı için ikizlerin dikkatini çekmedi."

    üçüncü kitapta haritayı eline alır almaz hedefi gören lupin ve snape örnekleri varken (hem de ilk bakışta), haritayı beş yıl kullanan ikizlerin bu süre boyunca hiç denk gelmediklerine mi inanalım? beş yıl!

    son olarak fanlar artık şunu ileri sürüyor: "fred ve george, pettigrew'ü gördüler, hatta peşine de düştüler ama yerine hiç kimseyi göremeyince haritada bir bozukluk olduğunu düşünüp pes ettiler."

    diğer herkes ve her şey konusunda doğruyu gösteren harita neden böyle bir hata yapsın? ayrıca azkaban tutsağı'nda peter pettigrew ismi gündemdeydi ve kim olduğunu artık biliyorlardı. ilk dört yıl bu isim ilgilerini çekmemişse bile artık o yıl kesinlikle ilgi duyacaklardı. "bu öldüğü söylenen adamın ismini biz haritada görmemiş miydik?" diyeceklerdi. kimseye söylemeseler bile kendileri hemen haritaya koşup yıllarca bozuk olduğunu sandıkları o ismin peşine düşerler ve muhtemelen harry'ye bahsedelerlerdi.

    çapulcu haritası seri boyunca harry'nin çok işine yaradı ve onu birçok kez beladan kurtardı ama rowling, harry'yi beladan kurtarırken kendisini bu hatadan kurtaramadı.

  • sevmek senede üç bölüm izlicem diye bütün yıl sherlock holmes'u beklemek gibidir.

    olm adamlar resmen sevmenin en doğru tanımını yaptılar

  • türkiye'deki kötülüklerin, bireye nasıl yansıdığını, bu kötülüğe ayak uyduramayanların nasıl 'delirdiğini' gösteren psikolojik gerilim türündeki film. filmin en başarılı yanı, seyirciye sürekli olarak verdiği huzursuzluk hissi. bu his; dünün somut ve tekil bir kötülüğünden, bugünün süren ve henüz bitmemiş çirkinlikleri uykunun ortasında çalan acı sirenler, dost sohbetlerine sinen inşaat sesleri ve televizyondaki iktidar paydaşlarının yalanları... istanbul'un ne kadar çirkinleştiğinin minimal örnekleri de filme gerçekçiliğini katan en güçlü ve başarılı yanlarından biri.
    kaygı, bireyi merkeze koyarak tarihsel açıdan geçmişte kaldığı düşünülen acıların geçmediğini, devam ettiğini, üstelik bugünün kötülükleriyle daha da katmerli hale gelebileceğini başarılı bir psikolojik yansıtma ile gösteriyor.