hesabın var mı? giriş yap

  • galatasaray taraftarı bir kez daha bilmelidir ki:

    "mario gomez'i düşündük ama 9 milyon euro bonservis istediler, kendisi de yıllık 5 milyon euro net istedi. ben de isterim yıldız alalım ama dengeler var" - hamza hamzaoğlu

  • arjanlar, yani arjantin’liler şu koca dünyada sömürgecilikten, vahşilikten, vicdansızlıktan en kötü etkilenen coğrafyalardan birinde güney amerika’da yaşayan bir topluluk. bu onlar için öylesine bir yıkımdı ki hemen hemen tüm insanlarını kaybettiler, dillerini kaybettiler, dinlerini kaybettiler, kültürlerini kaybettiler… üstelik bu yok oluş sonrası zor da olsa ayağa kalkabilmiş, bayraklarına ise küllerinden yeniden doğurdukları inka güneşini de koyabilecek kadar gururlu ve geçmişine sahip çıkan bir millettir. bu süreç kolay bir süreç olmadığı gibi uzun yıllardır dünya küresel ekonomik piyasasında da kendilerine yer bulmakta zorlanan, emperyaller tarafından baskılanan bir ülkedir. bu ön bilgi bir tarafta dursun;

    1982 yılında kötü giden ekonomisi için çıkış bulamayan arjantin hükumeti kendisi için çanlar çalmaya başlayınca, şu yukarıda yazdığımız ülkedeki milliyetçi duyguları sömürmek ve bir miktar daha iktidarda kalabilmek adına, burnunun dibindeki “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” a ait olan falkland adalarına asker çıkarırlar. bu adalar kraliçe’nin toprağıdır. baktığın zaman “ingiltere orada ne aramaktadır yani… nereye varmak istemektedirler”… bu operasyonu yaparken ingiltere’nin taaa bi ann… öhömmm dünyanın öbür ucundan gelmeyi mantıklı bulmayacaklarını düşünen arjantin idarecileri, “yapabiliyorsak neden yapmayalım” gibi sığ bir düşünce ile hareket etmiş olmalı ki ingilizler üşenmeden “kraliçe’nin bir karış toprağı verilemez” diyip kuzey atlantikten kalkarlar yaklaşık 6 günde arjantin’in silah teknolojisi geri ordusunun ağzını burnunu kırıp ülkelerine geri yollarlar…

    takdir edersiniz ki bu zaten mutsuz, zaten tarih boyunca hep yenilmiş, ezilmiş, fakir ama mağrur arjantin halkında tarifi çok güç bir utanç ve gurur kırılması yaşattı. üstelik dünya kamuoyunda da kendileri bu ezikliği birkaç yıl boyunca taşıyacaklardı. gel zaman git zaman spor ve siyaset ilişkisi açısından emsalsiz bir yıl olan 1986 yılı geldi… yer meksika…

    maradona muazzam bir futbolcuydu, o yılların ingiltere’si ise lineker liderliğinde muazzam bir takım… her iki takım da önüne gelen tüm rakiplerini patır kütür devirirken bu tip eşleşmeleri seven fifa tarafından çeyrek final son maçı olarak ingiltere – arjantin karşılaşması kurada çıkmıştı. özellikle arjantin açısından kupanın tamamından daha anlamlı olan bu karşılaşmanın ilk yarısı golsüz geçildi. ikinci yarının başlarında arjantin maradona’nın kaleci ile birlikte çıktığı bir hava topunda elle müdahalesi sonucunda bir gol attı ki bu gol “tüm zamanların en tartışılan golü”dür. çok geçmeden 5 dakika sonra bu sefer tüm ingiltere yarı sahasını çalımlarla geçip “tüm zamanların en güzel golü”nü attı. maçın sonlarında yine büyük bir futbolcu olan lineker’in arjantin ağlarına gönderdiği gol ise ingilizleri kurtarmaya yetmedi ve ingilizleri kraliçelerinin örekesine kadar yolcu edildiler.

    tabi bu olay arjantinliler gibi benzer güney amerika kültüründen geldikleri ev sahibi meksikalılar tarafından hatta tüm dünyadaki ezilmiş halklar tarafından çılgınlar gibi kutlandı… maradona ülkesinde bir halk kahramanı ilan edildi. maradona maçtan sonra kendisi ile yapılan röportajda el ile müdehalesinin olup olmadığını soran muhabire “hand of god” cevabı verdi… bu cevap içerisinde bizim çok iyi bildiğimiz “yukarıdan gelen bir karar vardır” sosu olsa da, maradona bu cevabı ile kendisinin futbol tanrılığını da ilan etmiştir. ayrıca meşhur adem’in yaratılışı freskine de inanılmaz bir gönderme vardır bu cevapta. hakim olmadığı bir dilde bu kadar muazzam anlamlar içerir bir göndermeyi ayaküstü yapabilmesi bile, sadece bu cevap bile maradona’nın ne kadar büyük bir deha olduğunun göstergesidir. bu arada adem’in yaratılışı için (bkz: #73751390)

    yani büyük isimleri büyük isim yapan sadece bulundukları dönemde başarılı olmaları değildir. doğru zamanda doğru tepkileri vermeleri, kitleleri sürüklemeleri, bunu yaparken de alanlarında dünyanın en iyisi olmalarıdır. yukarıda 100 kişi bir daha cristiano ronaldo, messi gibi isimler gelmeyecek, benzer isimleri göremeyeceğiz demiş… ben buna dötümle gülüyorum. af edersiniz ama nah göremeyeceğiz. her zaman daha iyi top cambazları, daha yetenekli sporcular izlemeye devam edeceğiz.

    doğrudur bugünkü futbol bambaşka bir yere evrildi, arjantin’in nostaljik şampiyonunun bugünün ikinci sınıf takımlarının karşısında bile hiçbir şansı yok. maradona bugünkü stoperler için durdurulması kolay bir hedef… ancak şunu atlıyorsunuz buradaki aslan payı ne messi’nin, ne ronaldo’nun (yani sporcuların) ne de değişen taktik anlayışındır. buradaki aslan payı özellikle son 15 yılda bilimin sporun içine günden güne daha büyük bir biçimde nüfus etmesindedir. siz messi o hormon tedavileri ile desteklenmese, ronaldo o steroidleri almasa messi ve ronaldo olabilecekler miydi sanıyorsunuz? yere göğe koyamadığımız gegenpress’in mucidi klop’un antreman videolarına bakın bakalım dortmund’dan beri bilimi nasıl kullanıyor… bilim olmasa liverpool şampiyon olabilir miydi sanıyorsunuz?

    yoo dostum yoo… bilim bu işin içine henüz çok yeni girdi, ileride spor hayal bile edemeyeceğiniz gelişmelere gebe… örneğin belki 45 metreden önü her müsait olduğunda topu çatala gönderebilen futbolcular izleyeceğiz birkaç on yıla kalmadan. her zaman her şartta, fiziki ve bilimsel imkanların müsait olduğu her durumda hata yapmayan futbolcuları izleyeceğiz… ronaldo ve messi’nin istatistiklerini geçmeye aday bebeler daha onlar futbolu bırakmadan peydahlandı bile… bakın fransa’nın yeni yıldızına… peki her seferinde 45 metreden gol atabilen isimleri izlemeye başladığımızda bu durum bizim için sıradanlaşmayacak mı? o gollere şimdi izlediğinizde hissettiğiniz heyecanın bir benzerini hissedebilecek misiniz? işte futbolun kan kaybettiği yer burasıdır. yoksa biz de biliyoruz şimdiki sporcuların bireysel olarak karşılaştırıldığında ne seviyede olduklarını, sen bana şunun cevabını ver;

    bir daha böyle dramatik bir hikaye ile koskoca dünyanın tüm ezilen halklarını mutluluktan ağlatacak bir isim icat edebilecek mi senin o spor bilimin? dünyanın en güçlü devletinin en dipten gelmiş en prestijli vatandaşlarından birisi olan dünya şampiyonu boksör sadece askerleri eğlendirmek için orduya çağrıldığında “bu benim savaşım değil” diyebilecek mi? senin spor biliminin böyle bir taşağa dökebilecek betonu var mı sen bana bundan haber ver?

    bak daha dünya kupasını kazanmasına, ikinci kupa finaline hele hele italya'daki inanılmaz hikayeye falan girmedim. messi maradona’dan büyükmüş!... bi sktir gidin artık lan!

  • savaş uçakları barış zamanında mecbur kalmadıkça radarlarını açmazlar. bunun sebebi şudur: radar açıldığı anda elektromanyetik yayın yapar. bu yayının kendisi, temel özellikleri, radarın kapasitesi ve performansı hakkında bilgiler sunar.

    eğer elektronik istihbarat* sistemleriniz ile bu yayını tespit edip kaydeder ve bunlardan bir kütüphane oluşturursanız, söz konusu radarı kör etmek ya da yanıltmak için teknik, taktik ve sistemler geliştirebilirsiniz.

    5 ekim günü 5 dakika 40 saniye, 6 ekim günü ise 4 dakika 30 saniye radar kilidinin muhafaza edilmesi demek, türk f-16'larının üzerine bu sürelerde söz gelimi el fenerinin tutulmuş olması demektir. bu süre içinde de muhtemelen bölgedeki türk ve nato elint sistemleri gözlerini kulaklarını açmış olmalılar.

    eğer bu kilitleri atan suriye mig-29'ları ise bu, suriye pilotunun şapşallığını gösterir. dahası ruslar da suriyeliler'e güvenip daha büyük maceralara atılmamaları gerektiğini anlamış olmalılar. zira böyle bir zamanda böyle bir acemilik yapan kuvvetten bir cacık olmaz.

    eğer bu kilidi atan rus su-30'u ise, ki bu uçak şu anda rus hava kuvvetlerinin en yeni ve en modern jetidir, bölgedeki rus pilotların gerçekten gerizekalı olduğunu gösterir. bir şey yapmamıza gerek yok, kendi kendilerine takılsınlar.

    4 dakika, 5 dakika, bunlar hava muharebesi için olağanüstü uzun süreler. su-30'daki aesa radar için bile bu sürelerde f-16 gibi görece küçük bir hedefte kilit tutmak çok zordur. burada esas alkışı hakeden, bu kadar uzun süre üstünde kilidi muhafaza ettirtmeyi başarmış, son derece sinir bozucu bu süreçte soğukkanlı biçimde yem rolünü başarıyla oynamış türk pilotlarıdır.

    bu "taciz"lerden mesajı alması gerekenler almıştır muhtemelen...

    debe editi: (bkz: şehit selahaddin esin ilkokulu yardım kampanyası)

  • lem'in kitabiyla karsilastirildiginda hikayenin oldukca degistirilmis bir versiyonunu aktarmasina ragmen, romanin temelinde yatan insan hafizasi, ask ve bilincalti hakkindaki gondermeleri basariyla aktarmis, yavas tempolu olmasina ragmen seyirciyi sikmayan, kendini merakla izleten, goruntu yonetmenini ayrica tebrik etmek istedigim soderbergh filmi.

    tarkovsky'nin 1972 tarihli ilk adaptasyonuyla karsilastirildiginda ise, soderbergh'in calismasi ilk versiyondaki komunist ogeleri cikararak daha kapitalist bir yaklasim sunmakta. tarkovsky, tanriya ve dinsel inanclara hicbir gonderme yapmamakla birlikte, solaris'i her seyden ustun bir devlet mekanizmasiyla birlestirmisti, soderbergh ise ayni yolu izliyor, ancak cozumu bireysel bir yaklasimla ana karakterin kendi kendini kurtarmasinda sunuyor.

    iki film ve kitap arasindaki farklar uzun uzun tartisilabilecek olsa da, hicbirinin digerinden ustun olmadigi (belki kitap biraz daha basarili) ve hepsinin temelinde insanligin kendini anlayabilmesi icin uzaya acilip farkli dunyalar kesfetmesi degil, cevabi kendi icinde aramasi gerektigi dusuncesi yatmakta, kendi icimizde ne bulursak bulalim, ihtiyacimiz olan en gelismis uzay teknolojisi degil, bir ayna.

  • ev sahibi takımın yönetim kurulu yok. kongrede devrildi. seçime gidiyor.

    deplasman takımının yönetim kurulu yok. istifa etti. seçime gidiyor.

    maçı yönetecek hakemin bağlı olduğu kurul istifa etti. haftaya atanacak hakemleri kim atayacak, belli değil.

    ligi organize eden federasyonun başkanı istifa etti. kongre ne zaman, adaylar kim belirsiz.

    sahada hakem auta giden topa gol verse, itiraz edecek taraf yok, itirazın muhatabı kurul yok, başında federasyon yok.

    sonra diyorsun ki, bu yayıncı kuruluş ihalesi neden bir türlü son bulamadı? neden bu kadar az para veriliyor? bence kim para verdiyse kabul etsinler. gerisini düşünmesinler.

  • acı çeken kadınların saçmalıklarına şahit olmuştum da ilk defa bir erkeğin de bu denli saçmalayabileceğini farkettim. duygu barındıran herkes duygusunu dışa vurmada rahat olabilmeli oysaki. şekli bizlere yanlış gelse dahi. ben güzel bulmadım o jiletli resmî mesela . resim emrah serbest'e ait olduğu için değil kim olsa hoş görünmüyor, insanı üzüyor. lakin bu üzücü görüntüyü vermiş olmak o kitapları yazan adamı değiştirmiyor. acıyı yaşayış tarzı beni ilgilendirmiyor, emrah yine aynı emrah gözümde..