hesabın var mı? giriş yap

  • bir yandan dna, kamera ve daha bir suru kanit olmasina ragmen tutuklanmayan hala sokakta dolasan tecavuzcu, tacizci ve katiller. diger yanda da tek bir bulgu bile olmadan, hic bir sorgulama yapilmadan direk hapise giren baba.
    ulkede gram ayar yok.

  • devamında her osuranın yaptığı gibi bülent hanım'ın salağa yatmaya çalıştığı biyolojik felakettir. kendisi etrafa öyle masum masum bakmıştır ki ben izlerken kendimden şüphelendim acaba ben mi osurdum diye.

  • neyse ki başkasının canına kıymadan kendi kafasına sıkmış. 2021 yılında silah sıkan düğün magandalarına da kimse üzülmez.

  • pamuk romancılığını diğerlerinden ayıran şey kolaya kaçmaması. nedir bu kolaya kaçmamak derseniz, son yirmi yılda nobel edebiyat ödülünü kazanan yazarlara bakarsanız, hemen hepsinin, güvenli bir bölge yaratıp yıllarca o bölgeden çıkmadan, hep benzer tarzda eserler ürettiklerini, bir anlamda aynı eseri tekrar tekrar yazdıklarını görürsünüz. bir kaç örnek vermek gerekirse, mario vargas llosa, özellikle biyografik yapıdaki romanlarında hep benzer bir şablon izler, üslubu ve cümle yapıları küçük nüanslar dışında hemen hemen aynıdır. mo yan, en azından türkçe'de yayımlanan üç büyük romanında ve bu kitapların arasında dahil etmekte beis görülmeyecek, yüz sayfalık, ismi de ironik(!) biçimde "değişim" olan otobiyografik kitabında dahi, çin'in yirminci yüzyıldaki elli yıllık değişimini tekrar tekrar merkeze alır ve karakterler dışında bu kitapların özü hep aynıdır. patrick modiano, yıllardır aynı şeyleri geveler durur. paris sokaklarını arşınlayıp duran derinliksiz ve hiçbir kıymeti olmayan serseri yapıdaki karakterlerini merkeze alıp yazdığı hepi topu yüz, yüz elli sayfalık romanlarında, gerçekte hiçbir şey anlatmaz. herta müller, kitaplarında, inatla hep aynı şeyleri, çavuşesku döneminde yaşananları anlatır ve romancılığını tamamen bunun üzerine kurar, görece samimiyetsizdir. içlerinden bir tek john maxwell coetzee, kendisini belli şablonlar çerçevesinde sınırlamaz ve her romanında farklı bir akış ve deneyselliğe girişir. ki nobel alan romancılar arasında, romancılık anlamında orhan pamuk ile kıyaslanabilecek yegane yazar da kendisidir. ancak john maxwell coetzee dahi orhan pamuk kadar derinlikli romanlar yazamaz. çünkü her şeyden önce bu deneysellik kaygısı çok göze batar. bulduğu deneysel fikri romana yedirmektense, romanı bu deneyselliğe yedirmeye çalışmak gibi bir kaygı güder ve bu yüzden de sığ sularda yüzmenin ötesine geçemez. kendisi de bu durumun farkındadır. kendisini bir romancı olarak değil de, "kurgudan hoşlanan bir okur" olarak tanımlamasının temelinde de bu öz farkındalık yatar zaten. tekrar orhan pamuk'a dönecek olursak, tek bir yazar gösterin ki, yirmilerinin ortasında, neredeyse tolstoy romanları ile kıyaslanabilecek kadar başarılı, klasik yapıda bir roman yazmış olsun. bir yazar gösterin ki, bu ilk romanından kısa süre sonra, william faulkner romanlarıyla kıyaslanabilecek kadar derinlikli bir modernist roman örneği vermiş olsun. bir yazar gösterin ki, cervantes'in osmanlı esareti sürecinde yaşadıklarından hareketle, ayna metaforunu kullanarak, hem de hepi topu yüz yirmi sayfada, postmodernizmin en iyi metinlerinden birini yazmış olsun. peş peşe, kara kitap, yeni hayat ve benim adım kırmızı gibi üç devasa roman yazabilmiş tek bir yazar gösterin de biz de okuyalım.

  • çocuk pür dikkat televizyona bakarken benim de dikkatimi çekti. rus folklorik öğeleri kullanan maşa ve koca ayı diye bir çizgi film var ve tekniği animasyonu vs çok başarılı. hikayeleri de güzel. ama çocukların bakınca asla anlamayacakları küçük detayları da sokuşturmuşlar.

    maşa (maria) karda kaykay vs yaparken kask yerine giydiği siyah başlık kızılordu tankçı miğferi.

    aynı miğferin sahadaki kullanımı

    tavşan yakalarken taktığı şapka nkvd frujka 1935 şapkası mı?

    aynı şapkanın nkvd subayı tarafından kullanılması

    son olarak koca ayı'nın manevi evladı penguen sibirya'ya dönerken kızılyıldızlı, 1937 ispanya iç savaşında enternasyonel birlikler tarafında hizmet vermiş polikarpov ı-16 ile mi uçuyor?

    gerçek i-16

    ispanya iç savaşında, teruel cephesinde 7 uçak düşürmüş üsteğmen alexei denisov'un uçağı ise pengueninkiyle hemen hemen aynı renklerde görünüyor.

    bunları 3-12 yaş grubu çocukların bilmesine tabii ki imkan yok. sokaktan geçen birinin bilmesi de çok ihtimal dahilinde değil. o halde sorulması gereken soruyu ben sorayım. o yaş grubuna hitap eden çizgi film neden çizgi film olarak kalmak yerine rus folklorünün en karanlık dönemlerinden birine atıf yapıp duruyor? ekipmanın neredeyse tamamı 1933-1953 arasından. yani stalin döneminden.

    neyin peşindesiniz tam olarak? ileride çocuklar katyn katliamı, holodomor, great purge fotoğrafları görünce nkvd subaylarına bakıp "ha maşa'da o şapkayı takıyor demek bunlar o kadar kötü insanlar değil" falan mı diyecekler? rusların geçmişle hesaplaşmak yerine kültürü olduğu gibi yayma doktrinleri iyi hoş amma ne bileyim daha geriye gideydiniz çarlık rusyasında da verebileceğiniz bir sürü atıf vardı. bir stepan makarov, bir amiral kolçak bir suvorov bir bagration dururken elin bolşevik katillerini çizgi filmlere yedirip durmak da ne ola?