• antonio tabucchi'nin, afa yayınlarından 1994'de çıkan kitabının adı.notturno indiano 1987'de fransa'da prix medicis ödülünü almıştır.türkçe çevirisini münir h. göle yapmıştır.

    bu kitap ,önceden kestirilmesi olanaksız hindistan'ın içlerine bir gece yolculuğudur.dile getirilmeyen nedenlerden dolayı kayıp dostun peşine düşen bir adamın hikayesidir.

    "bu kitap yalnızca bir uykusuzluk değil, aynı zamanda da bir yolculuktur. uykusuzluk kitabı yazana, yolculuk da, gezene aittir. o zaman: iyi yolculuklar!"
  • 1994'te iletişim yayınları da hindistan'a gece müziği ismiyle yayımlamıştır; çevirmeni umberto eco çevirileri de olan betül parlak'tır.

    her ne kadar iletişim baskını okurken bir sorun görmeyip çevirisini akıcı bulsam da afa'daki çevirmeninin münir h. göle olduğunu bilsem o çevirisini alırdım. kendisinin borges çevirilerini yıllardır okuyorum. çevirilerinin yer aldığı baskılardaki kapaklara da bayılıyorum, o güzelim kum kitabı baskısını neden devam ettirmediler anlayamıyorum; renk seçimi, arka ve ön kapak tasarımı, kabartmalı yazıları...

    hindistan'a gece müziği'ne gelecek olursak, tabucchi'den okuduğum ilk kitap ve son zamanlarda en keyifle okuduğum metin oldu. beni eline al ve biran önce okumaya devam et dedirtecek kadar da akıcı ve merak uyandırıcı bir hikaye örgüsüne sahipti. daha başında yolculuğa çıkma isteği uyandırdığını rahatlıkla söyleyebilirim. tuhaf ama hoşa giden bir hinliğe, düşündüren ve kafa derinizde karıncalanma yaratan bir de sona sahip. güney amerika edebiyatını veyahut calvino okumaktan zevk alıyorsanız, tavsiye ederim.
  • can yayınlarından okuduğum uzun öykü tadında akıcı temiz bir kitap. kitabın gizemli bir havası var. yolculuk ve arayış dolu.
  • harika...

    tabucchi'nin bu kitabı, yazarın neden romanlarında aynı temayı sürdürdüğünün bir yanıtı aslında. tabucchi'nin ilk romanlarından olan hint müziği'nde bu sefer hindistan'da bir senedir haber alamadığı arkadaşını aramaya gelen bir adamın peşinden gidiyoruz. amacımız xavier'i bulmak, ama hiç kolay değil bu, ve öte yandan arayan karakterimiz gezmeye, dolaşmaya, sormaya, merak etmeye düşkün birisi ve her sayfa başka bir yere doğru yolculuk ederken tabucch'nin diğer kitaplarının aksine bu sefer bir son bekliyor bizi burada. tabucchi aynı temayı sürdüren kitaplarından farklı olarak hikâyesini hem çok güzel, hem anlaşılır bir şekilde sonlandırıyor. bütün kitapları içerisinde en sevilesi karakteri de galiba buradaki karakterimiz.

    yazarın okuduğum beş kitabı içerisinde en çok sevdiğim kitabı artık bu kitap. bir ölünün kimliğini, bir arkadaşın akıbetini, bir arkadaşın nereye kaybolduğunu anlamak için yolculuklara çıkan, araştıran, soran tabucchi karakterleri belirsizlikler arasında, daha çok sayıda soruyla karşılaştıkları düğümler karşısında belki hayatın genişliği, karmaşıklığı içerisinde cevapsızlığın bir cevap olduğunu anlamak ve bununla yetinmek zorunda kalıyorlar. içinde bulunduğumuz yeryüzünün bütün fiziksel, biyolojik kanunlarının ne olduğunu anlamadan yaşamaya zorunlu olmak gibi, belki de bazen sadece sorular vardır ve böyle yaşamak zorundayız diyor tabucchi karakterleri bize. ölüleri ya da yaşayanları arayan tabucchi karakterleri ölülerle ya da yaşayanlarla bir arada kendilerini de arıyorlar mutlaka. ufuk çizgisi'nin sonunda bütün mesajların, seslerin, ipuçlarının ardından o karanlıkta "geldim, buradayım" diye seslenip de hiç bir sesin gelmediğini anlayan, yalnız olduğunu anlayıp gülen spino ne de güzel anlatıyor tabucchi insanlarının bu dünyadaki yerini.. karanlık içinde bir başına gülen sesler....

    antonio tabucchi'nin hint müziği ve ufuk çizgisi kitaplarını mutlaka öneriyorum edebiyat seven herkese.
  • (bkz: notturno indiano)

    "ne yapıyoruz bu gövdelerin içinde?" dedi benimkinin yanındaki yatağa uzanmak üzere olan bey.

    ...

    "belki de içeri doğru yolculuk ediyoruz," dedim.

    ...

    "ne dediniz?"

    "gövdeler diyordum," dedim. "belki de bavul gibidirler. kendi kendimizi taşıyoruzdur."
hesabın var mı? giriş yap