iç sesinden mustarip, gitmek istediği yeri daha iyi bilen ama yolu görmekte hala zorlanan, ancak biçmeye ihtiyacı olduğunda ekmediğini fark edebilecek kadar bürünmüş gözlerini aydınlatma çabasında, annesinin gidişiyle tek başına kalacak kişi.
beynimde ve kalbimde rezerve ettiği yeri hiç de boşaltacağa benzemeyen kişi. dolduğu yeri boşaltamama gibi bir eylemsiz hali var*. yapabileceklerini şu anki haliyle kıyaslayabilseydi eğer üzüntüden kahrolacağına kaniyim. herhangi bir insanın gözüne, gönlüne hitap edecek kadar güçlü bir halete sahip olması da kıskandırıcı. güzel allah'ıma emanet olsun.
"sanki geçti ve kayıp gitti elimizden çırpınan bir balıktı sen at suya demiştin ben de döndürerek başımı, gövdemi değil dudaklarımın arasından öfkeyle uğuldayıp sen at suya demiştim!"
onun çocukluğundaki/ergenliğindeki güzelliği, naifliği ve nefaseti görmek beni çok mutlu etmiştir zamanında. kafası karmakarışık bir veletken, hayatta kimileriyle sözsüz ittifaklar kurulduğunu hayal ederdim: "bu kişi 'iyi'dir. özünden iyidir hem de.."
sonrasında bu ve benzeri kifayetsiz hayallerimden ufak ufak uzaklaştım, iyi midir kötü müdür bilinmez, ama büyümek böyle birşeymiş yani. yılların ardından sözlükten bana fısıldayıveren sesiyle ne güzel şeyler hatırlattı aslında: "bu kişi 'iyi'dir. özünden iyidir hem de.. erişkinliğinden dahi güzel haberler veriyor."