sözlük yazarlarının şiirleri


başlık içinde ara
 ie8  ws 
paylaş
no kitty!
  1. iskalanan yüreklerin hesabı,
    anason kokan gecelere kesilir
    ve -bir güzel elinde terletemediğimiz- kupkuru ellere
    en çok o zaman yakışırdı, buz atmak kadehlere..
    hisseder, anlatamazdık..
    henüz üç-beş 70'lik olmamıştı büyüyeli,
    esrikliği tadıyorduk..
    hiç duymadığımız bir kelimeyi, oluyorduk...

    ilk dublenin ardından, hep boğaza baktığı varsayılan
    herhangi bir masada -ankara'da-
    ne zaman yürek tokuştursak bir kadınla
    hep bizimki kırılır, saplanırdı hayatımızın tam ortasına
    kördük, kütüktük zil-zurna...

    kimse ötekinden daha az yamulmamıştı ki
    -tam da sı(za)cak uygun bir kucak ararken-
    sadece sesiyle anlamlanan,
    sesine çok yakışan adımızı çağıran
    -ki daha duyulabilir hissediyordu kendini insan-
    nefesler duyduk.. (zannımca tanrı'dan...)

    artık, -her defasında kazık atıyor diye-
    o kadar da efkarlanmıyorduk,
    bitmek üzere kadar kalan peynirlere..
    çünkü az sonra -ağızda sigaralar- ayakta alkışlayacağımız
    tanrı'yla düet yapan seslerde yorumlanıyordu adımız..
    sanılanın aksine "ulan" değildik hiç birimiz
    -verildiğinden bu yana ilk defa-
    bizi mutlu edecek herşeyi çağrıştırıyordu ismimiz...

    bir güzellik de biz yapalım istedik
    en iyi yaptığımızı sandığımız şey neyse, onu sergiledik
    " bakın bayan, en iyi ben içerim
    on dakikada üç dubleye çıkabilen bir karaciğerim "
    ve feda edilecek herşeye değecek,
    her koşulda, -karda, çamurda.. giyinikken, çıplakken, ıslakken-
    güzel kalmayı beceren, gülümsemeler keşfettik
    yürekler uyarıyordu yanık bir kokuyla da
    biz buz kesmiştik, müdahale edemedik...

    zamanın kayıt dışı, o donuk aralığında
    hepimiz aynı cevabı vermeye gönderildik,
    sıradan bir çocukluk anına....
    " - büyüyünce ne olmak istersin küçük şey?
    - aşık... yapabilir misiniz? "
    biliyorduk, maaşa bağlanamazdı kimse,
    biri ötekini tüm gün seviyor diye.
    biz yine de 'aşk meslek olsun, işsizliğe çare'
    diyorduk dilekçelere, anason koktuğumuz her gece..

    sabah, gözümüze çakıp da ayıltınca,
    farkediyorduk;
    -artık kaç defa seviştiysek, akşamdan bu yana-
    bizden yorgun, kırışık,
    çırıl bir yalnızlık yatıyor, yanımızda...
    hazırdık aslına çok uzamış başlangıçlara,
    hazin sonlar bulmaya;
    intihar etti saymaya ya da katil kiralamaya..

    yine de alınıyor insan, kapı çarpmalarına,
    -her tarafı çatlak tenimizden-
    akciğerlere katran, kalbe ağrı olarak sızan
    -dudaklarımızı ıslatıp kaçan-
    her sağanağa...

    (bkz: yilmaz erdogan gibi siir yazma rehberi)
    (kose, 13.11.2007 03:40)
 



copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment